ÖZGÜR BASIN GÜNÜ KUTLU OOLSUN

Basına ve kamuoyuna

Öncelikle Özgür Basın Günü’nü tüm basın emekçilerinin, özellikle de özgür basın emekçilerinin şahsında kutluyoruz. Hakikatin peşinde yaşamını yitiren tüm basın şehitlerini saygıyla anıyor, onların mücadelelerine olan bağlılığımızı bir kez daha ifade ediyoruz.

Kürdistan’da ve dünyanın farklı yerlerinde özgürlük ve hakikat uğruna yaşamını yitiren yüzlerce insanımızı andığımız bu günlerde, onların ortaya koyduğu gerçekliği görüyor ve onlara borçlu olduğumuzun farkındayız. Ödenen ağır bedeller yalnızca Kürt halkının özgürlüğü için değil; eşit, özgür, ahlaki ve demokratik bir toplumun inşası için ödenmiştir.

Bugün dünyanın dört bir yanında “Jin, Jiyan, Azadî” sloganlarının yükselmesi, halkların eşit ve özgür bir yaşam talebini daha güçlü biçimde dile getirmesi, bu mücadelelerin yarattığı tarihsel mirasın sonucudur.

Kürt basınının köklü geleneği Kürdistan gazetesiyle başlamış, Ronahî ve Hawar ile devam etmiş, Serxwebûn ile yeni bir aşamaya ulaşmıştır. Mazlum Doğan’la birlikte yeni bir anlam ve mücadele çizgisi kazanan bu gelenek, 48 yıldır kesintisiz biçimde sürmektedir. Özgür basın, kimi zaman bir çınar gibi köklerini toprağın derinliklerine salmış, kimi zaman dalları kırıldıkça yeniden filizlenmiştir. Yok edilmek, susturulmak ve parçalanmak istendiği her dönemde daha da büyümüş; bir dalı kırıldığında yerine onlarca yeni dal çıkmıştır. Bugün binler olarak buradayız ve her yerdeyiz. Kuzeyden Güneye, Doğudan Batıya, Avrupa’dan Amerika’ya kadar özgür basının sesi yaşamaya ve hakikati kamuoyuyla buluşturmaya devam etmektedir. İçinden geçtiğimiz dönem tarihsel bir önem taşımaktadır. Halkların özgürlük mücadelesinde her dönem ve her an önemli olsa da bazı süreçler, yalnızca bugünü değil, gelecek yüzyılları da etkileyebilecek niteliktedir.

Kürt halkı, silahlı mücadele döneminden yeni bir aşamaya geçmektedir. Varlığını ve kimliğini kabul ettirme mücadelesinden demokratik ve komünal bir yaşamın inşasına doğru ilerlemektedir. Köklerini sağlamlaştıran ağacın artık meyve verme ve çevresine gölge olma zamanıdır. Bunun yolu ise demokratik toplumun inşasından geçmektedir.

Kuzey Kürdistan’da başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci, dalga dalga bütün Kürdistan’ı etkilemektedir. Kürtler artık yalnızca savaş alanında değil; diplomasi alanında ve müzakere masasında da mücadele yürütmektedir.

Bu tarihsel süreçte özgür basına da büyük bir sorumluluk düşmektedir. Özgür basın, sürecin gerçekliğini topluma doğru ve eksiksiz biçimde aktarmak, halkın haber alma hakkını savunmak ve demokratik çözüm perspektifini güçlendirmekle yükümlüdür. Bu bilinçle hareket ediyoruz ve bundan sonra da demokratik çözümden yana tutumumuzu değiştirmeyeceğimizi açıkça ifade ediyoruz.

Değerli basın emekçileri,

Gazetecilik mesleğinin zorluklarını biliyoruz. Bu zorluk Kürdistan coğrafyasında çok daha ağır koşullarda yaşanmaktadır. Son kırk yıl içerisinde yüzlerce gazeteci katledilmiş, binlercesi soruşturmalara maruz bırakılmış ve tutuklanmıştır. Gazete binaları bombalanmış, daha basılmadan gazeteler yasaklanmıştır. Zaman değişmiş, iktidarlar değişmiş; ancak özgür basın üzerindeki baskı ve tehdit değişmemiştir. Basılı gazetecilikten dijital gazeteciliğe geçilen bugünlerde, baskının yöntemleri de dijitalleşmiştir. Dün gazete binalarını bombalayanlar, bugün haber sitelerini ve ajansların internet sayfalarını erişime kapatmaktadır. Geçmişte yurtsever kılığında dolaşan korucu aklı gazetecileri katlederken, günümüzde bu kişiler dijital korucu görevini üstlenmiş hakikati katletmektedir. Farklı kılıklar altında toplumun değerlerine saldırılmakta; iktidar yanlısı medya organları aracılığıyla temel hak ve özgürlükler kirli bir dille kriminalize edilmektedir. İktidarlar toplumu kontrol etmek ve kendi gündemlerini oluşturmak amacıyla çok çeşitli mekanizmalara başvurmaktadır. Gerçeği tersyüz etmek, dezenformasyon üretmek ve hakikatin üzerini örtmek bu yöntemlerin başında gelmektedir. Bunun için büyük bütçeler ayrılmakta, özel yapılar oluşturulmaktadır. Ancak biliyoruz ki tek bir gerçek, yalan üzerine kurulmuş kuleleri yıkmaya yeter. Tek bir görüntü, yalan kalelerini yerle bir edebilir.

Özgür Basın emekçileri olarak bir çağrıda bulunmak istiyoruz. Coğrafyamız çatışmalardan ve savaşlardan yorulmuştur. Bu nedenle çağrımız başta basın emekçileri olmak üzere tüm demokratik ve özgürlükçü çevrelere yöneliktir: Kalıcı bir barış için barışın etrafında birleşelim. Barışın kazanması için barış yanlılarının sesi savaş yanlılarının sesinden daha güçlü çıkmalıdır. Özgürlük ve eşitlik taleplerinin savaşın ve çatışmanın gürültüsü içerisinde kaybolmasına izin vermemeliyiz. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ilerlemesi için gerekli adımlar gecikmeksizin atılmalıdır. Bu kapsamda baş müzakereci Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziksel özgürlüğünün sağlanması, sürecin ilerlemesi açısından temel bir gerekliliktir.

Özgürlük mücadelesi uğruna yaşamını yitirenlerin anıldığı, onların hayallerine ve amaçlarına sahip çıkma çağrılarının yükseldiği bugünlerde özgür basın şehitlerini de bir kez daha saygıyla anıyoruz ve onların yükselttiği özgür basın bayrağını daha da yükseğe taşımak bizim tarihsel sorumluluğumuzdur.

Özgür basın, Kürt halkının varlığının ve haklarının görünür kılınmasında önemli bir rol üstlenmiştir. Bugün ise önümüzde yeni ve daha büyük bir görev bulunmaktadır: Demokratik toplumun sesi olmak. Bu görev yalnızca Kürdistan açısından değil, dünyanın her yerinde özgür ve eşit bir yaşamın kurulması açısından önem taşımaktadır. Özgür basın bu süreçle birlikte barış gazeteciliği anlayışıyla hareket edecektir. Çatışma ve savaş diline karşı özgürlük, eşitlik, demokrasi ve barış çizgisini güçlendirecektir. Halkların özgür ve eşit yaşama iradesini görünür kılmaya devam edeceğiz.

Barıştan, demokrasiden ve özgürlükten yana sözümüzü yükselteceğiz.

DİCLE FIRAT GAZETECİLER DERNEĞİ

MEZOPOTAMYA KADIN GAZETECİLER DERNEĞİ