Alican Uludağ’ın tutukluluğuna itiraz edildi

23 Şubat 2026
Alican Uludağ’ın tutukluluğuna itiraz edildi

Gazeteci Alican Uludağ’ın tutukluluğuna itiraz edildi. Uludağ bugün Silivri’ye götürülerek Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 1 No’lu Cezaevi’ne konuldu.

Uludağ’ın avukatları tarafından İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği’ne sunulan itiraz dilekçesinde, 20 Şubat 2026 tarihli ve 2026/244 sorgu sayılı tutuklama kararının “dosya kapsamına aykırı, ölçüsüz ve hukuka açıkça aykırı” olduğu belirtildi.

“SAVCILIĞIN YETKİSİ YOK”

Dilekçede, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile Terör Suçları Soruşturma Bürosu’nun dosyada soruşturma yapma yetkisi bulunmadığı savunuldu. Soruşturmanın yetkili yer bakımından hukuka aykırı yürütüldüğü vurgulandı.

“KUVVETLİ SUÇ ŞÜPHESİNE DAİR SOMUT DELİL YOK”

Avukatlar, hâkimliğin tutuklama gerekçesinin isnat edilen fiille, suçun kanundaki ceza miktarıyla ve dosya içeriğiyle örtüşmediğini belirtti. Dilekçede, kuvvetli suç şüphesini gösteren tek bir somut delil bulunmadığı ifade edildi.

Uludağ’a yöneltilen suçlamaların tamamının sosyal medya paylaşımlarına dayandığı, bu paylaşımların da dosyada yer aldığı kaydedildi. Dosyada tanık bulunmadığı ve bulunmasının da mümkün olmadığı belirtilerek, delil karartma ihtimalinin somut olgulara dayanmadığı savunuldu.

Dilekçede, Cumhurbaşkanına hakaret suçlaması yönünden dosyada “hakaret edildiği iddia olunan yegane kişinin Cumhurbaşkanı olduğu” belirtilerek, Uludağ’ın bu kişiye baskı yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ifade edildi: "Cumhurbaskanına baskı yapacagının ileri sürülmesinin abesle istigal oldugu ortadadır. Hakimligin bu gerekçesi de somut gerçege ve dosya içerigine açıkça aykırıdır."

“KAÇMA VE DELİL KARARTMA ŞÜPHESİ SOMUT DEĞİL”

Avukatlar, Uludağ’ın kaçma şüphesinin bulunduğuna dair tek bir somut olgu gösterilmediğini kaydetti. Delilleri yok etme, gizleme ya da tanıklar üzerinde baskı kurma ihtimaline ilişkin de somut bir tespit bulunmadığı savunuldu.

Tutuklamaya dayanak gösterilen Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 299’uncu maddesinin, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 100’üncü maddesinde sayılan “katalog suçlar” arasında yer almadığına dikkat çekildi.

“TUTUKLAMA ÖLÇÜSÜZ”

Dilekçede CMK 100’üncü maddesine atıf yapılarak, işin önemi ve verilmesi beklenen ceza ile tutuklama tedbiri arasında ölçülülük bulunması gerektiği vurgulandı. Uludağ’ın isnat edilen suçtan mahkûm olması halinde dahi cezaevinde kalmayabileceği savunularak, tutuklamanın beklenen ceza ile ölçülü olmadığı belirtildi.

"TUTUKLAMA AİHS, ANAYASA VE YÜKSEK MAHKEME KARARLARINA AYKIRI"

Avukatlar, tutuklama kararının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin tutuklama ve ifade özgürlüğüne ilişkin hükümlerine, Anayasa’nın kişi özgürlüğü ve güvenliği ile ifade özgürlüğü maddelerine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu savundu.

Dilekçede, itirazın kabul edilerek Uludağ’ın tahliyesine karar verilmesi talep edildi. İtirazın reddi halinde dosyanın yetkili İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesi istendi.

Kaynak:https://www.mlsaturkey.com/tr/alican-uludagin-tutukluluguna-itiraz-edildi