
Anayasa Mahkemesi 13 Eylül 2022 tarihli oy birliğiyle aldığı kararında, Mart 2011 tarihinden bu yana “Anayasal düzeni silah zoruyla yıkmak” (TCK 309) suçundan cezaevinde bulunan Eylül dergisi editörü Erdal Süsem’in, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmetti.
AYM, Süsem’e müebbet hapis cezasıyla sonuçlanan dosyanın tekrar yargılama yapılması için İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine ve Süsem’e TL 20.000 manevi tazminat ödenmesine karar verdi.
Erdal Süsem 21 Mart 2000'de İstanbul Kartal’da kimlik kontrolü sırasında İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu'na (TİKKO) üye olduğu iddiasıyla gözaltına alındı ve 25 Mart’ta tutuklandı. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi "Anayasal düzeni silah zoruyla yıkmak” (TCK 309) suçlamasıyla açılan davada Süsem’i 26 Aralık 2005 günü müebbet hapse mahkûm etti. 12 Temmuz 2016 tarihinde Yargıtay, esas içerikli usul hatalarını göstererek, mevcut delillerin hükme dayanak yapılamayacağını belirtti ve kararı bozdu. Bunun üzerine yeniden yargılama başladı.
12. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay kararına tezat bir hükümle 13 Haziran 2007'de aynı cezayı verdi ve Süsem’i tutuksuz yargılanmak üzere tahliye etti. Yargıtay 7 Nisan 2008 tarihli kararında “hakkındaki hükmün yeterli gerekçe içermemesi” sebebiyle Süsem hakkındaki kararı bozdu.
Yapılan yeniden yargılamada İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi verdiği cezayı tekrarlayarak 20 Nisan 2009 tarihinde Süsem’i bir kez daha müebbet hapse mahkûm etti.
Süsem, 2006 yılında Tekirdağ cezaevinde olduğu sırada dört arkadaşıyla birlikte 1 Nisan 2007’den itibaren “mahpusların sanat-edebiyat ürünlerini yayınlamayı” amaçlayan Eylül dergisini çıkarmaya başladı. 1 Şubat 2010 tarihinde, Eylüldergisindeki yazılar gerekçe gösterilerek “örgüt üyeliği" (TCK 314) suçlamasıyla gözaltına alındı ve 5 Şubat 2010 tarihinde İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinde tekrar tutuklandı. Gazeteci Süsem önce Metris T Tipi Kapalı Cezaevine, daha sonra da Edirne F Tipi Hapishanesine gönderildi ve dosyaya gizlilik kararı getirildi.
Beş ay sonra gizlilik kararı kaldırıldı, iddianame tebliğ edildi ve dosya İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine verildi.
Tutuklamanın ardından Yargıtay bir önceki dosyayı gündemine aldı. Daha önce dosyayı iki kez esastan bozan Yargıtay 9. Ceza Dairesi 24 Şubat 2011’de verdiği kararla bu kez dosyayı onadı. Kararın ardından Süsem’in avukatı Fazıl Ahmet Tamer davayı “adil yargılama yapılmadığı” gerekçesiyle 23 Temmuz 2011 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) taşıdı.
Türkiye, AİHM'e 6 Eylül 2018 tarihinde tek taraflı deklarasyon göndererek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) adil yargılanma hakkını güvence altına alan 6. ve 3. maddelerinin ihlal edildiğini kabul ettiğini ve Süsem’e hak kaybından dolayı 500 euro teklif edildiğini söyledi. Deklarasyonda iç hukuk yollarının telafi sağlayabilecek nitelikte olduğu öne sürülerek, AİHM’in başvuruyu listeden düşürmesi talep edildi. AİHM 23 Mayıs 2019 tarihli kararında, dosyanın listeden düşürülmesine karar verdi.
Süsem’in avukatı AİHM kararına dayanarak 8 Temmuz 2009 ve 16 Temmuz 2009 tarihlerinde İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesine yargılamanın yenilenmesi talebinde bulundu. Mahkeme 16 Ocak 2022 tarihinde verdiği kararla Süsem’in atılı suçu işlediği sabit görülerek yargılamanın yenilenmesi talebini reddetti. Bu kararın ardından, hükûmetin AİHM'e verdiği taahhüdün yerine getirilmediğine ilişkin itiraz da 4 Mart 2020 tarihinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi. Dosya bunun üzerine 3 Haziran 2020 tarihinde Anayasa Mahkemesine taşındı.
Kaynak:https://expressioninterrupted.com/tr/turkiye-de-basin-ve-ifade-ozgurlugu-393/