
Gün vesilesiyle Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) gazeteci kökenli Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer’in hazırladığı 2025 yılı Basın Özgürlüğü Raporu’na göre gazeteciler, 2025 yılında 610 kez hakim karşısına çıkmak zorunda kaldı.
Raporda öne çıkanlar
Çakırözer’in raporuna göre:
Son bir yılda 95 gazeteci gözaltına alınırken, aralarında Fatih Altaylı, Furkan Karabay, Ercüment Akdeniz, Elif Akgül, Yıldız Tar’ın da bulunduğu 39 gazeteci tutuklandı.
Merdan Yanardağ ve Enver Aysever yeni yıla cezaevinde girdi.
İstanbul’da uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybeden gazeteci ve ekoloji aktivisti Hakan Tosun’un ölümündeki şüpheler hâlâ aydınlatılmadı.
İstanbul merkezli soruşturmalarda TELE 1, Habertürk, Show TV gibi basın kuruluşlarına atanan kayyımlar sonrasında TMSF, Türkiye’nin en büyük medya patronu haline geldi.
Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından Saraçhane ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinde başlayan protestolar ile devam eden dava süreçlerinde gazetecilere yönelik tehdit, hedef gösterme, şafak baskınları, ev hapsi, adli kontrol ve soruşturmalar yıla damgasını vurdu.
RTÜK 2025'te eleştirel yayınları nedeniyle 4 kanala 53 yaptırım uyguladı, 92,7 milyon TL ceza verdi. SZC TV 10 gün Tele1 ise 5 gün karartıldı.
Yıl boyu AKP’li siyasetçiler ile üst düzey bürokratlar ve yakınlarına ilişkin yolsuzluk, usulsüzlük, görevi ihmal haberleri ile 19 Mart süreci ve protestolar, kayyım atamaları, hakimler ve savcılarla ilgili iddiaları konu alan yüzlerce habere erişim engeli getirildi.
Ayrıca gazetecilerin, sanatçıların, siyasetçilerin şahsi sosyal medya hesapları erişime engellendi.
Yaşanan tüm bu ihlaller ve kısıtlamalar nedeniyle de Türkiye Basın Özgürlüğü alanında dünyada 180 ülke arasında 159’uncu sıraya düştü.
“CEZAEVLERİNDEKİ MESLEKTAŞLARIMIZIN GÖREVLERİNİN BAŞINDA OLMASI GEREKİR”
Gün vesilesiyle açıklama yapan Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), gazetecilerin 1961’deki mücadele öncesi koşulların daha kötüsünü yaşadığına dikkat çekerek özetle şöyle dedi:
“Gazeteciler arasındaki işsizlik oranı yüzde 20’nin üzerinde; gazetecilik fakültelerinden mezun olup iş bulamayan gençler bu orana dahil değil bile. Ekonomik baskılar ve Basın İlan Kurumu’nun dayatmaları sonucu birleşmeye zorlanan ya da kapanan onlarca yerel gazete nedeniyle yüzlerce gazeteci daha işsiz kaldı. 2023 yılında ilan yayınlama hakkına sahip 855 gazete varken, bu sayı 2024’te 753’e, 2025’te ise 700’e düştü.
“10 Ocak’a gerçek anlamıyla Çalışan Gazeteciler Günü diyebilmek için cezaevlerindeki meslektaşlarımızın görevlerinin başında olması gerekir. Gazetecilerin gözaltına alınmadığı, yargılanmadığı, yurt dışına çıkış yasaklarıyla karakollarda imza vermeye zorlanmadığı bir ülkede yaşamak gerekir. Haberin peşinde koşamayan, evinden, kentinden ya da ülkesinden çıkamayan gazeteciler için 10 Ocak nasıl bir bayram olabilir? Son bir yılda yaklaşık 300 gazetecinin mahkeme salonlarında ‘Ben sadece haber yaptım’ diyerek kendini savunmak zorunda bırakıldığı; tehditlerin ve fiziki saldırıların sıradanlaştığı bir ortamda, 10 Ocak ancak bir mücadele günüdür.”
“MESLEĞİN İTİBARSIZLAŞTIRILMASI İLE EMEK SÖMÜRÜSÜ AYNI POLİTİKALARIN SONUCU”
Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası’nın (DİSK Basın-İş) 10 Ocak açıklaması ise kısaca şöyle:
“Basın özgürlüğü, gazetecilerin özgür, güvenceli ve örgütlü biçimde çalışabildiği koşullarda mümkündür. Bugün ise medya işkolunda sendikal örgütlenme sistematik biçimde engellenmekte, kazanılmış haklar budanmakta, gazeteciler yalnızlaştırılmaktadır. Mesleğin itibarsızlaştırılması ile emek sömürüsü aynı politikaların sonucudur.
“Bu nedenle 10 Ocak’ı bir kutlama günü olarak değil, haklarımızı hatırladığımız ve mücadeleyi büyüttüğümüz bir gün olarak görüyoruz. DİSK Basın-İş olarak talebimiz açıktır: Gazeteciler güvenceli çalışmak istiyor. Gazeteciler sendikalı olmak istiyor. Gazeteciler baskı olmadan haber yapmak istiyor. Tüm meslektaşlarımızı örgütlü mücadeleyi büyütmeye, haklarına ve meslek onuruna sahip çıkmaya çağırıyoruz. Gazeteciliğin geleceği, dayanışma ve ortak mücadeleyle mümkündür.”
1961 yılında 212 sayılı Fikir İşçileri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 10 Ocak, 1962–1971 yılları arasında “Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak kutlandı. Ancak 12 Mart 1971 Muhtırası’nın ardından gazetecilerin bazı haklarının zorla ellerinden alınmasıyla birlikte günün adı “Çalışan Gazeteciler Günü”ne dönüştürüldü.