“Casusluk” davasında tutukluluğa devam kararı

13 Mayıs 2026
“Casusluk” davasında tutukluluğa devam kararı

Savcılık Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün tutukluluk halinin devamını isterken, mütalaaya karşı savunma yapan İmamoğlu “Benim için fark eden bir şey yok” dedi. Mahkeme, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün tutukluluğuna devam kararı verdi.

SAVCILIK MÜTALAASI

“İmamoğlu için on günlük bir sosyal medya analizi yapılmış olmasından ‘seçim manipülasyonu’ sonucu çıkarmak mümkün değildir”

Tutuklanarak İBB Başkanlığı’ndan uzaklaştırılan CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ile Hüseyin Gün’ün yargılandığı “Casusluk” davasının ilk duruşmasına, üçüncü günde devam edildi.

Mahkeme ara kararında Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün “Delillerin toplanmaması” ve “Kuvvetli suç şüphesi” nedeniyle tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Tele1’in satışının engellenmesi talebi de mahkeme tarafından reddedildi.

Tutukluluğuna devam kararı verilen Merdan Yanardağ “Bu karar iktidarın korkusudur” derken, Necati Özkan, “Adalete ve devlete inanmaya devam ediyoruz” dedi.

Mahkeme 11 Haziran’da sanıkların tutukluluk incelemelerinin yapılmasını kararlaştırdı. Bir sonraki duruşma 6 Temmuz’da görülecek.

SAVCILIK MÜTALAASI

Silivri’de görülen duruşmada savcılık, İmamoğlu, Özkan, Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün tutukluluğunun devamını talep etti:

“Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı’ndan;

İBB’ye ait kullanılan IP adreslerinin ve ilgili sunucu sağlayıcılarının istenilmesi,

İBB.gov.tr uzantılı sistemlere erişim sağlayan kullanıcı IP kayıtlarının tespiti,

Söz konusu IP adresleri üzerinden hangi kullanıcı hesaplarıyla giriş yapıldığının, erişim tarih ve saat bilgileriyle birlikte belirlenmesi,

Bu doğrultudaki log kayıtlarının temin edilmesi,

İBB Başkanlığı ve Bilgi İşlem Daire Başkanlığı’ndan; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı’ndan temin edilen IP adresleri ve kullanıcı bilgileriyle ilgili olarak, iddianamenin 117, 122 ve 123. sayfalarında yer alan görsellerdeki e-mail adreslerinin gerçek olup olmadığının tespiti,

E-maillerde adı geçen kişilerin suç tarihlerinde İBB’de çalışıp çalışmadıklarının belirlenmesi,

İBB.gov.tr uzantılı sistemlere erişim sağlayan kullanıcı IP kayıtları, erişim zaman damgaları, mail oturum kayıtları ve güvenlik loglarının incelenmesi,

İlgili e-mail hesapları üzerinden İBB.gov.tr uzantılı sistemlere bağlı mail server, VPN, Active Directory, uzak erişim sistemleri veya diğer kurumsal sistemlere bağlantı sağlanıp sağlanmadığının tespiti,

Log kayıtlarının incelenerek yetkisiz erişim, veri sızıntısı veya hesap ele geçirilmesi bulgularının bulunup bulunmadığının belirlenmesi,

Elde edilen ham verilerin düzenlenerek rapor hâline getirilmesi,

İddianamede ve tanıkların dijital inceleme raporlarında yer alan bilgi ve belgelerin, devletin güvenliği veya iç ya da dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgiler olup olmadığı yönünde görüş bildirilmesi,

Tanıkların dinlenmesi için gerekli işlemlerin yapılması,

Tanık ve sanık müdafilerinin taleplerinin dosyaya yenilik katmayacağı değerlendirilerek reddine karar verilmesi,

Sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerine dair somut delillerin bulunduğu, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, suç için kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırları, mevcut tutukluluk süresinin ölçülü olduğu, delil toplama işlemlerinin henüz tamamlanmadığı ve adli kontrol hükümlerinin bu aşamada yetersiz kalacağı değerlendirilerek tutukluluk hâlinin devamına karar verilmesi talep edildi.”

MERDAN YANARDAĞ’IN MÜTALAAYA KARŞI SAVUNMASI

Ekrem İmamoğlu’nun ardından gazeteci Merdan Yanardağ kürsüye geldi.

Mütalaaya karşı savunma yapan Yanardağ, “Bir darbe rejimiyle karşı karşıyayız. Bu iddianame siyasi savunmayı bile haketmiyor. Sahte belgeler var” dedi.

“Bugün temel vatandaşlık hakları bile suç gibi gösterilmektedir” diyen Yanardağ, şunları söyledi:

“Ortada siyasi bir iddianame vardır. Bu nedenle ben burada yaptığım hukuki savunmayı sadece bir savunma olarak değil, bir ‘karşı iddianame’ olarak görüyorum. Çünkü ideolojik ön kabullerle hazırlanmış bir metinle karşı karşıyayız.

Bu iddianame; gazetecileri, muhalifleri, cumhuriyetçileri, solcuları ve iktidarı eleştiren herkesi ‘casusluk’ gibi ağır suçlamalarla ilişkilendirmeye çalışan bir anlayışın ürünüdür.

Bugün temel vatandaşlık hakları bile suç gibi gösterilmektedir. Seçme ve seçilme hakkı… Seçimlere katılmak… Bir adayı desteklemek… Hatta seçim kazanmak…

Bütün bunlar dolaylı biçimde suç gibi sunulmaktadır. Ve bu dava üzerinden oluşturulacak kararlarla yeni bir ‘istisna hukuku’ yaratılmaya çalışılmaktadır. Biz tam olarak böyle bir iddianameyle karşı karşıyayız.”

“Burada toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kışkırtan bir süreç işletiliyor” diyen Merdan Yanardağ, davanın toplumsal barışı etkilediğini söyledi.

Yanardağ sözlerine şöyle son verdi:

“Bu dava toplumsal barışı doğrudan etkileyecektir. Çünkü bu iddialarla toplumun bir bölümü diğerine karşı düşmanlaştırılıyor. Ve buna rağmen bir gün hesap verilecektir.

Çünkü ortadaki en büyük kanıt, iddianamenin kendisidir. Kanıt budur. Ve bu iddianamede açık çarpıtmalar vardır.

Darbe yapmakla hukuk düzenini araçsallaştırmak arasında nitelik bakımından bir fark yoktur.

Evet, mahkemeniz çok önemli tarihsel bir kavşaktadır.

Ya toplumsal barışa yeniden hizmet edecek bir karar verilecektir - çünkü bir ülkede adalet yoksa barış da olmaz - ya da tarihte başka örneklerde olduğu gibi hukuk siyasal gücün gölgesinde bırakılacaktır.”

Kaynak:https://medyascope.tv/2026/05/13/casusluk-davasinda-ara-karar-aciklandi/