Gazeteciler 10 kentte alanlarda: Özgür Basın yoksa özgür toplum da yoktur

25 Ekim 2026
Gazeteciler 10 kentte alanlarda: Özgür Basın yoksa özgür toplum da yoktur

Baskı ve sansüre karşı 10 kentte alanlara çıkan basın meslek örgütleri ve gazeteciler, “Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur” mesajı vererek, dayanışma ve ortak mücadelenin önemine dikkat çekti.

Aralarında Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Disk Basın İş ve Gazeteciler Cemiyeti’nin de olduğu çok sayıda basın meslek örgütü “Sansüre hayır! Habere özgürlük” şiarıyla 10 kentte alanlara çıktı. Hazırlanan ortak basın metni 10 kentte okundu. 

Yapılan yürüyüş ve eylemlerde “Türkiye’de gazetecilik, iktidarların, siyasilerin ya da sermayenin değil halkın yanında olmaktır!” başlıklı ortak metinde şunlara yer verildi: “Bizler, halkın haber alma hakkını savunan, gerçeğin peşinde koşan gazetecileri temsil eden basın meslek örgütleri olarak ilan ediyoruz: Artık yeter! Nefes alamıyoruz!

Gazeteciliğin suç, haberin tehdit, gerçeğin sakıncalı sayıldığı; yalnızca gazetecilerin değil, itiraz eden herkesin sansürle, baskıyla ve cezalandırmayla karşı karşıya bırakıldığı bu düzene sessiz kalmayacağız. Televizyon kanallarına kayyım atanan, haber siteleri erişime engellenen, habercileri tutuklanan, sosyal medya hesapları kapatılan, gazetecilerin adeta bir köle düzeninde çalıştırılıp sosyal haklarının tırpanlandığı bir ülkede basın özgürlüğünden söz edilemez. Hemen her gün bir basın kuruluşunun ya da habercinin hedef haline getirildiği, yaptığı ya da yapmadığı haber nedeniyle gazetecilerin tutuklandığı, sosyal medya hesaplarının kapatıldığı, gazetecinin açlıkla boğuştuğu bir ülkede demokrasiden de söz edilemez. 

'GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR'

Gazetecilik halktan yanadır. İşçinin hakkı gasp edilirken, emekçinin direnişi bastırılırken, kadınlar şiddete uğrarken, gençler geleceksizliğe mahkûm edilirken, yoksulluk büyürken ve kamu kaynakları sermayeye aktarılırken bunları görünür kılmak gazeteciliğin kamusal sorumluluğudur. Gazeteci, halkın bilmesi gerekeni açığa çıkarmakla yükümlüdür; iktidarın bilinmesini istemediğini gizlemekle değil.

Gazetecilik siyasi iradenin, sermayenin sesi olamaz! İktidarın ya da siyasi erkin çıkarlarını halkın çıkarları gibi sunan, patronların ekonomik gücünü gerçeğin önüne koyan, siyasi iktidara yakın olmayı mesleki güvencenin teminatı sayan anlayış gazetecilik değil, iktidar ilişkilerinin yeniden üretimidir. Evrensel ilkeler yerine günün siyasal ilkelerine yaslananlar bilmelidir ki, o günün siyasal “ilkeleri” elbet bir gün yok olacaktır. 

Bugün bedel ödeyen gazeteciler; iktidarın hoşuna gitmeyen sorular sordukları, kamu kaynaklarının nasıl harcandığını araştırdıkları, yolsuzluk iddialarını haberleştirdikleri, işçilerin direnişini, kadınların hak arayışını, LGBTİ+’ların mücadelesini, gençlerin itirazını ve ezilenlerin sesini duyurdukları için hedef alınıyor. Kimi gözaltına alınıyor, kimi tutuklanıyor, kimi ev hapsine mahkûm ediliyor; kimi işini, gelirini ve mesleğini sürdürme olanağını kaybediyor. Kimi de sansürün ve baskının yarattığı güvencesizlik nedeniyle kendi kendini susturmaya zorlanıyor.

Onlar yalnızca bir haber uğruna bedel ödemiyor. Halkın gerçekleri öğrenme hakkı, kamu gücünün denetlenmesi ve toplumun kendi geleceği hakkında özgürce karar verebilmesi için bedel ödüyorlar. Bu nedenle gazetecilere yönelen baskı, aynı zamanda toplumun gerçeğe ulaşma hakkına yönelmiş bir saldırıdır. Unutulmamalıdır ki; gazetecinin kalemi kırılırsa toplum da karanlığa mahkum edilir. İstenen de budur. Gazeteci yazmasın, toplum gerçekleri öğrenmesin. 

Sansür, otosansür, kapatmalar, tutuklamalar sadece gazetecilerin sorunu değildir. Bu toplumun en temel demokratik haklarının engellenmesi ve haber alma haklarına vurulan bir darbedir. ‘Gazetecilik suç değildir’ diye haykıran onlarca meslektaşımızın bu mesajı iktidaradır ama yurttaşlarımızın da duyması gerekir. Susturulan sizin hakkınızdır. Engellenen sizin gerçeklere ulaşma hakkınızdır. Kapatılan sizin gerçekleri öğrenip politik iradenizi oluşturma hakkınızdır. İşçinin, çiftçinin, esnafın, memurun, kadının, gencin özetle bu toplumun yani sizlerin gerçekleri öğrenmeniz, gelişmelerden haberdar olmanız istenmiyor. Sadece gazeteciler değil siz de susturuluyorsunuz!

SON 2 YILDA YAŞANANLAR

Son 2 yılda Flash Haber TV, Ekotürk TV, Habertürk grubu, TELE1 ve son olarak Halk TV’ye kayyum atanmış ve bu kanallardan yapılan iktidara yönelik eleştirel yayınlar durdurulmuştur. JINNEWS, Mezopotamya Ajansı, KAOS GL haber sitesi erişime engellenmiş ve bu sürecin son halkası Türkiye’nin en çok takip edilen haber sitelerinden biri olan T24 olmuştur. Bunun yanı sıra Evrensel, Kısa Dalga, SolHaber, Yeni Yaşam Gazetesi, Ajansa Welat (AW),  Bianet gibi önemli haber sitelerinin sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmiş, birçok haberlerine ayrıca erişim engeli kararları alınmıştır. Onlarca gazeteci ile MLSA ve İFÖD gibi derneklerin hesaplarına erişim engeli getirilmiştir. Ayrıca kamu reklamlarından muaf tutulan, yaşamakta zorlanan Gazete Duvar, TELE2 gibi mecralar ile yüzlerce yerel internet sitesi, gazete ve TV yayın hayatına son vermek zorunda bırakılmıştır. Tüm bunlar toplumun yaşam damarlarının tıkanmasına örneklerdir.

Demokrasi, ifade ve basın özgürlüğü bütün toplumun ana damarlarıdır. Tüm yurttaşlarımızı gazetecilerle dayanışmaya, gazeteciliğe ve habere sahip çıkmaya davet ediyoruz. Sessizliği bozun! Dayanışmayı büyütün! Sansüre karşı yan yana gelin!

Bugün yalnızca iktidarın sansür politikalarını değil, bu baskılar karşısında susmayı, görmezden gelmeyi ve dayanışmadan kaçınmayı da sorgulamak zorundayız. 

Kürt gazeteciler susturulurken, muhalif gazeteciler tutuklanırken, bağımsız medya kuruluşları hedef alınırken, kamu yayıncılığı iktidar yayıncılığına dönüştürülürken susanlar; meslektaşlarının uğradığı baskıyı görmezden gelenler, gazeteciliğin ortak geleceğine zarar vermektedir.

TALEPLER

Gazetecilik, yalnızca kendi başına gelene itiraz etmek değildir. Gazetecilik, kendisiyle aynı düşünmeyen gazetecinin de haber yapma hakkını savunabilmektir. Oto sansürü normalleştirip, sansüre uğrayanın kimliğine, diline, siyasi görüşüne ya da çalıştığı kuruma bakarak dayanışmayı seçmek, mesleki dayanışmayı dar çıkarların sınırlarına hapsetmektir. Bir gazetecinin susturulmasına sessiz kalmak, sıranın bir gün kendisine geleceğini unutmak demektir.

Basın Meslek Örgütleri ve gazeteciler olarak tek talebimiz özgürce mesleğimizi yapmaktır. Bu yolda yalnız kalmak istemiyoruz. Tüm meslektaşlarımızı bu mücadeleye dahil olmaya çağırıyoruz. 

Bir kez daha vurgulamak gerekir ki basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil toplumun tüm kesimlerinin sorunudur. Basın özgür değilse toplum habere ulaşamaz. 

Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur!

*Tutuklu meslektaşlarımızı serbest bırakın. Haberin üzerindeki yargı sopasını geri çekin. Medyada Kayyım uygulamalarına son verin. Hukuksuz erişim uygulamaları sonlandırın.

*Kamu reklam ve ilanlarının adil ve eşit dağıtın. Anayasamız ile güvence altına alınmış olan basın özgürlüğünü ortadan kaldıran saldırılardan vazgeçin.”

AMED

Amed’de Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), Güneydoğu Gazeteciler Derneği (GGC), TGS ve DİSK BASIN İŞ temsilcilikleri Diyarbakır Adliyesi önünde bir araya geldi. “Sansüre hayır habere özgürlük” pankartının ardından gazeteciler BTK binası önüne kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşte “Özgür basın susturulamaz”, “Sansüre hayır”, “Bijî çapemeniya azad”, “Susma sustukça sıra sana gelecek” sloganları atıldı. Yürüyüş sırasında birçok kez kapatılan veya erişime engellenen Mezopotamya Ajansı, Ajansa Welat, JINNEWS, Evrensel, Yeni Yaşam, Kısa Dalga, T24  ile pek çok mecranın ambleminin olduğu tavizler taşındı.

Ortak metnin Türkçesini DFG Eşbaşkanı Selman Çiçek, Kürtçesini ise MKG Başkanı Roza Metina okudu.

İSMAİL ARI’NIN MESAJI OKUNDU

Gazeteci Şirin Bayık tutuklu gazeteci İsmail Arı’nın gönderdiği mesajı okudu. Okunan mesaj şöyle: “Aynı yıl, aynı adliyede, aynı suç iddiası ile 2. kez tutuklanan gazeteci olarak basın tarihine geçeceğimi tahmin ediyorum. Yine beni tutukladıkları suç maddesinin yatarı yok. Sadece gazetecilik yaptığım için boşu boşuna cezaevinde tutuluyorum. Ve hayatımdan günler çalınıyor. Birçok meslektaşım içeride. Tüm gazetecileri de tutuklasanız bu halkın yüzü gülmeyecek. Sonuna kadar gazeteciliği savunacağız. Artık elinizi üzerimizden çekin, anayasaya uyun ve bırakın işimizi yapalım. Sonuna kadar gazeteciliği savunacağız.” 

TUTUKLU GAZETECİLERİN MESAJLARI 

SELAHATTİN GÜNDAY 

Adana’da gerçekleştirilen eylemde Selahattin Günday’ın mesajı okundu. Mesajda şu ifadelere yer verildi: “15 yıl sonra yaptığım gazetecilik nedeniyle tutuklandım. Hakkımı hukuku koruması gerekenlerin düşmanca tavrına maruz kaldım. Özgürlüğüm elimden alındı. Ben de birçok gazetecinin yaşadığı haksızlığı birebir yaşadım. İnanıyorum bugünler geçecek. Ben yine gazetecilik ilkelerine bağlı kalarak halkın haber alma hakkına sahip çıkmaya devam edeceğim. Özgür günlerde görüşmek dileğiyle.”

ŞABAN SEVİNÇ 

Ankara’da ise Şaban Sevinç’in şu mesajı okundu: “Değerli meslektaşlarıma; Mesleğimiz ülke tarihinin en kara günlerini yaşıyor. Kendisini devlet zanneden iktidarın, mesleğimize yönelik baskılarından hepimiz çeşitli şekillerde payımıza düşeni yaşıyoruz. Ben de sırf gazetecilik yaptığım için fon olayını usulüne uygun sorgulayıp iddialara yanıt verilmeli dediğim için tutukluyu. Pek çok gazeteci arkadaşım hiçbir suç işlemediği halde benim gibi tutuklu bulunuyor. Ama inanıyorum ki bugünlerin geçmesi, geri kalması yaklaştı. Umutsuz değiliz. Güzel ülkemizin demokrasiye, hukuka, basın özgürlüğüne yeniden kavuşacağı günler yakındır. Başta bu toplantıyı düzenleyen TGS ve tüm meslek örgütlerimize olmak üzere tüm destek verip katılanlara teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum. Basınında tekrar özgür olacağı günlerde buluşmak üzere.”

FATİH ERGİN

Fatih Ergin’in mesajı ise Wan’da okundu. Mesaj şöyle: “İnsanların hakikat ile bağını kesmek için gazeteciler hapse atılıyor. Bugün biz gazeteciler bu sebeple hapisteyiz. Birileri gibi halkın parasıyla fon vurgunu yapmak yerine halkın haber alma hakkını savunduğumuz ve yaşattığımız için hapisteyiz. Gazetecilere sahip çıkmak haber alma hakkına sahip çıkmaktır. Bu hakkı gasp ettirmemek için bizlere sahip çıkan, dayanışma gösteren tüm yurttaşlara selam olsun.”

TUĞBA TEKEREK

İzmir’de ise Tuğba Tekerek’in mesajı okundu. Mesaj şu şekilde: “Sincan Kadın Kapalı Cezaevinden herkese selamlar… Kaos GL’ye 2 yıl önce bir haber göndermiştim. Kaos GL’nin Instagram yetkilisi olmakla suçlanıyorum. 39 gündür tutukluyum. İyiyim. Gazetecilik azmimden bir gram kaybetmiş değilim. Aksine çıkınca daha güçlü haberler yapmak arzusuyla doluyum.  Gösterdiğiniz dayanışma için çok teşekkür ederim. Tez zamanda özgür günlerde buluşmak dileğiyle. Herkese selamlar.”

MERDAN YANARDAĞ 

Merdan Yanardağ’ın İstanbul’daki eylemde okunan mesajda ise şu ifadelere yer verildi: “Silivri'den dayanışmayı, mücadeleyi büyütmek zorundayız. Hep birlikte mücadele ederek, birleşik ve güçlü bir mücadele hattı izleyerek bu karanlığı kırabiliriz.  Kendisinin dün yayınlanan mesajını bugün bir kez daha buradan paylaşmak istiyoruz: Tele1’e el konulmasının yıldönümünde, basın meslek örgütlerimizin öncülüğünde protesto ve dayanışma eylemleri düzenleyeceğini öğrenmek beni mutlu etti. Çünkü Tele1’e yönelik saldırıya zamanında ve yeterince etkili ve yaygın bir tepki gösterilseydi Halk TV’ye bu kadar kolay el konulmazdı. Toplum ve bağımsız medyayı susturmaya yönelik büyük karartma ve baskı dalgası Tele1 saldırısıyla başladı. Bu nedenle birinci yılında bir dayanışma ve demokratik protesto eylemleri düzenlenmesi umut vericidir. Sevgili meslektaşlarıma ve dostlarımıza hem teşekkür ediyor hem de kutluyorum. Silivri’de kalbim onlarla atacak. Ayrıca, zamanında ve sürekli destek veren, dayanışma gösteren dostlarımız ve meslek örgütlerini siyasetçi ve aydınları, dahası değerli yurttaşlarımızı hiç unutmayacağım elbette.”

DERYA OKATAN 

Derya Okatan’ın Eskişehir’de okunan mesajı ise şu şekilde: “Herkese merhabalar. Bakırköy Cezaevi’nde 3’üncü haftamı doldurdum. Ben tutuklandıktan sonra Halk TV’ye kayyım atandı. Meslektaşlarım Murat Ağırel ve İsmail Arı tutuklandı. Cezaevi koşullarında erişemediğim daha kaç soruşturma, gözaltı, tutuklama, erişim engeli oldu bilmiyorum. Ama bu kadar kısa sürede yaşanan saldırılar da gösteriyor ki, basın çok ağır bir saldırı altında. Bu koşullarda meslek örgütlerinin mücadelesini çok kıymetli buluyorum. Dışarıda olsaydım bende kesinlikle sizlerle birlikte sokaklarda olurdum. Biz tutuklu gazetecilerin sesi olan tüm meslektaşlarımıza aynı koğuşta tutulduğumuz Nadiye Gürbüz ile birlikte selamlarımızı iletiyoruz. Dayanışma gösteren herkese teşekkürler.”

ADANA

TGS Adana Şubesi, Çukurova Gazeteciler Cemiyeti (ÇGC) ve Anadolu Gazeteciler ve Spor Gazetecileri Derneği (AGSGD), Sanatçılar Parkı içinde bulunan Basın Anıtı önünde basına yönelik baskı, sansür ve kayyım uygulamalarına tepki gösterdi. 

Açıklamaya kentteki siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri ile çok sayıda basın emekçisi katıldı. "Sansüre hayır habere özgürlük" pankartı ile "Cezaevindeki gazetecilere özgürlük", "Haberden çok adliyeye gider olduk" dövizlerini taşıyarak sık sık "Susma sustukça sıra sana gelecek", "Özgür Basın susturulamaz" sloganlarını attı. 

Açıklamada ortak basın metnini okuyan TGS Adana Şube Başkanı Salim Büyükkaya, gazeteciliğin suç sayıldığı ve habercilerin tutuklama, sansür ve ekonomik baskılarla karşı karşıya bırakıldığı belirtilerek, “Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur” dedi. 

ANTALYA

Antalya'da basın meslek örgütleri, "Sansüre hayır, habere özgürlük" sloganıyla Attalos Heykeli önünden Cumhuriyet Meydanı'na yürüyerek, basına yönelik baskı, sansür ve kayyım uygulamalarına tepki gösterdi. "Gazetecilik suç değildir" ve "Sansüre hayır, habere özgürlük" pankartının açıldığı yürüyüşte sık sık "Özgür basın susturulamaz", "Sansüre hayır, habere özgürlük" ve "Karanlığa teslim olmayacağız" sloganları atıldı. Yürüyüş sonrası yapılan açıklamada basın metnini Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) üyesi Ceren Deniz okudu. Ceren Deniz, "Basın Meslek Örgütleri ve gazeteciler olarak tek talebimiz özgürce mesleğimizi yapmaktır. Bu yolda yalnız kalmak istemiyoruz. Tüm meslektaşlarımızı bu mücadeleye dahil olmaya çağırıyoruz" dedi.

İSTANBUL 

Aralarında Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), DİSK Basın İş ve Gazeteciler Cemiyeti’nin de olduğu çok sayıda basın meslek örgütü, gazetecilere yönelik uygulanan sansür ve baskılara karşı İstanbul Kadıköy’de bulunan Boğa Heykeli’nden iskeleye yürüyüş gerçekleştirdi. Çok sayıda gazeteci ve yurttaşın katıldığı yürüyüşte, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da katıldı. Yürüyüşte “Özgür basın susturulamaz”, “Bijî çapemenîya azad” sloganları atılırken, yürüyüşte “Sansüre hayır habere özgürlük” pankartı taşındı. Yürüyüşte sansüre uğrayan ajansların logolarının olduğu dövizler taşındı. Katledilen gazetecilerin isimleri anılarak “burada” denildi.

Yürüyüşün Kadıköy İskelesi’nde yapılan açıklamada, basın metnini Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş okudu.

Eylem sloganlarla sona erdi.

WAN

Wan'da Basın Örgütleri, "Gazeteciliği kuşatılmasına karşı sokaktayız"  şiarıyla yürüyüş gerçekleştirdi. Kentte bulunan sanat sokağında bir araya gelen basın örgütleri ve gazeteciler "Sansüre Hayır Habere Özgürlük" pankartı ve sansürlenen haber ajanslarının dövizleri eşliğinde yürüdü. Yürüyüşe kentte bulunan siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve çok sayıda yurttaş destekte bulundu. Kent meydanına kadar yapılan yürüyüşte sıklıkla, "Özgür basın susturulamaz", "Bijî çapemeniya azad", “Nazımdan Cihana özgür basın burada" sloganları atıldı. 

Kent meydanına kadar yapılan yürüyüş sonrası basın açıklaması yapıldı. Ortak basın açıklamasının DFG üyesi Kürtçesini gazeteci Zeynep Durgut okurken, Türkçesini ise gazeteci Ruşen Takva okudu. 

Açıklama atılan sloganlarla son buldu. 

SEMSÛR 

Adalet Peşinde Aileleri Platformu, son zamanlarda Özgür Basına yapılan saldırılara ilişkin Semsûr Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklama metnini platform üyesi Celal Gezer okudu. 

Gezer, "Medya kurum kuruluş ve mensuplarını susturarak ne gizlenmektedir. Aslında temelde biz vatandaşlarının düşünmesi gereken şey budur. Bu ülke daha gelişmiş, daha yaşanılır, daha demokratik bir ülke olsun diye çalıştılar, çalışmaya  da devam edecekler. Adalet Peşinde Aileleri Platformu olarak, birer vatandaş olarak kendilerine minnettarız. Yanlarındayız. Özgür basın susturulamaz” dedi.

ANKARA 

Ankara'da basın meslek örgütleri, basına yönelik baskı ve sansür politikalarına karşı, Kolej Meydanından Sakarya Caddesine yürüyüş gerçekleştirdi. 

Binlerce kişinin katıldığı yürüyüşte siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri ve yurttaşlar yer aldı. "Sansüre hayır habere özgürlük" pankartının taşındığı yürüyüşte sık sık "Özgür basın susturulamaz", "Özgür basın özgür toplum", "Özgür basın susturulamaz", "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz", "Gazeteciler çıkacak foncular gidecek" sloganları atıldı. 

Basın örgütleri adına ortak açıklamayı, BirGün Gazetesi Ankara Temsilcisi Nurcan Gökdemir okudu. Açıklamanın ardından tutuklu gazetecilerin mesajları okundu. Açıklama, sloganlar ve alkışlarla sonlandı. 

İZMİR

Basın meslek örgütleri, "Sansüre hayır, habere özgürlük" şiarıyla basına yönelik baskı ve sansürlere tepki göstermek için Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplanarak açıklama gerçekleştirdi. Açıklamaya çok sayıda sivil toplum örgütünün yanı sıra Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel katıldı. 

Açıklamanın metnini İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi okudu. 

Açıklamanın ardından kitle "Direne direne kazanacağız" ve "Özgür basın susturulamaz" sloganlarıyla Gündoğdu Meydanı'na yürüyüş gerçekleştirdi.

ESKİŞEHİR 

Basın meslek örgütlerinin ortak çağrısıyla Eskişehir’de yürüyüş düzenlendi. "Sansüre hayır habere özgürlük" pankartının arkasında bir araya gelen yüzlerce kişi, Köprübaşı’ndan Hamamyolu Yediler Parkı’na yürüdü. Yürüyüş boyunca sık sık “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Kurtuluş yok ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Foncular dışarda gazeteci içerde” sloganları atıldı.

Basın meslek örgütleri adına ortak açıklamayı Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Eylem Lodos okudu. Açıklamanın ardından tutuklu gazetecilerin mesajları okundu. Açıklama sloganlarla sonlandı. 

MERSİN 

Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, basın açıklaması yaptı. Yenişehir ilçesinde buluna Pozcu Semti’nde yapılan açıklamaya çok sayıda yurttaş destek verirken, “Dün özgür basını tutukladılar, bugün adaleti öldürdüler ve özgür basın susturulamaz” yazılı pankart açıldı. 

Ortak açıklamayı platformun Dönem Sözcüsü Mustafa Özbey okudu. Ardından konuşan Kadın Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Canan Neval Salış, yalnızca gazetecilere yönelik baskılara, gözaltılara ve tutuklamalara karşı değil; halkın haber alma hakkını, ifade özgürlüğünü ve hakikatin peşinde koşma iradesini savunmak için bir arada olduklarını söyledi. Kadın Gazeteciler Derneği olarak, eşit, özgür ve ayrımcılığa karşı duran bir medya için mücadele ettiklerini söyleyen Canan Neval Salış, “Basına yönelik sansürün, gazetecilere dönük baskıların ve tutuklamaların karşısındayız. Kadın ve LGBTİ+ gazetecilerin görünür olduğu, kimliğinden ve kaleminden dolayı hedef alınmadığı bir medya düzeni istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki hakikati savunmak, aynı zamanda patriyarkal düzene, cinsiyetçiliğe ve eşitsizliğe karşı mücadele etmektir. Hakikati yazmaktan, söylemekten ve görünür kılmaktan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu. 

Açıklama “Özgür basın susturulamaz” ve “Karanlığa teslim olmayacağız” sloganlarıyla sona erdi.