Gerçek ve gazeteciler hedefte

03 Mayıs 2026
Gerçek ve gazeteciler hedefte

Tutuklamalar, soruşturmalar, erişim engelleri ve ekonomik baskılar… Türkiye, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ne yine ağır bir tabloyla girdi. Bu yılın ilk üç ayında 14 gazeteci gözaltına alınırken, en az 19 gazeteci ise cezaevinde.

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ne Türkiye yine baskıların, soruşturmaların ve tutuklamaların gölgesinde girdi. BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı 42, gazeteci Alican Uludağ 72, ETHA editörü Pınar Gayıp 87, TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ise 188 gündür cezaevinde. Dünyanın birçok ülkesinde de gazeteciler gözaltılarla, sansürle ve tehditlerle hedefte. Yılın ilk üç ayında en az 14 gazeteci ve bir karikatürist gözaltına alındı. Gazeteciler hakkında en sık kullanılan suçlamalar “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “cumhurbaşkanına hakaret”, “örgüt propagandası” ve “milli güvenlik” oldu. BirGün muhabiri İsmail Arı “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” iddiasıyla tutuklandı.

TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ “siyasal casusluk” suçlamasıyla tutuklanırken TE- LE1’e kayyum atandı, ardındansa satışa çıkarıldı. Gazeteciler Alican Uludağ ve Furkan Karabay hakkında verilen kararlar, yargının basın üzerindeki baskısının son örnekleri arasında yer aldı.

GÖZALTI, TUTUKLAMA, TEHDİT

Türkiye’de bugün cezaevlerinde en az 19 gazeteci bulunuyor. Erişim engelleri, sansür kararları ve tazminat davalarıyla haberler görünmez hale getirildi. Sadece yılın ilk üç ayında 242 haber ve gazetecilik içeriği erişime engellendi ya da kaldırıldı. RTÜK ise televizyon kanallarına milyonlarca liralık idari para cezası verdi. Ancak tüm baskılara rağmen gazetecilik sürüyor. Haber takibi sırasında gözaltına alınan, tehdit edilen, işsiz bırakılan ya da yargılanan gazeteciler, toplumun haber alma hakkını savunmaya devam ediyor.

"ALIKONULDUK MESLEĞIMIZDEN"

Nadiye GÜRBÜZ-Pınar GAYIP-Elif BAYBURT *

Şubat ayının başında evlerimize ve büromuza yapılan bir baskın sonucu, 3 aydır tutsak ediliyoruz. 3 aydır uzağız kameralarımızdan, klavyelerimizden, mikrofonlarımızdan. 3 aydır alıkonuluyoruz sokaklardan, grev alanlarından, eylemlerden, yürüyüşlerden. 3 aydır buluşamıyoruz işçiler- le, kadınlarla, gençlerle; öfkesi giderek kabaran halkın tüm kesimleriyle. Suçumuz, işçi ve ezilenlerin sesini dalga dalga yayarak, duyurmak herkese. Sermaye rejimi, muhalif gazeteciler etrafındaki kuşatmasını hızla derinleştirmeye devam ederken, bulundu- ğumuz her alanda, şimdi de hapishanede başımız dik durmaya devam ediyoruz. Tek çıkışımız yan yana durmak ve boyun eğmemek. Tarihten aldığımız güçle, şimdi de hapishanedeki baskılara ve direnenlere tanıklık ediyor, kaydını tutuyoruz. Bizimle gösterilen dayanışma için herkese teşekkür ediyor, yeniden sokaklarda mücadelenin baş döndürücü ateşine tanık olmak için sabırsızlanıyoruz. Meydanlarda, direnişlerde buluşmak dileğiyle.

TUTUKLU GAZETECİLER

ÖZGÜRLÜĞÜ KUTLAMAK ‘HAYAL’

CHP Milletvekili Utku Çakırözer'in Nisan ayı Basın Özgürlüğü Raporu’na göre onlarca gazeteci nisan ayında 75 kez yargılandı. Görülen davalarda çoğunluğu ‘halkı yanıltıcı bilgiliyi alenen yayma’ suçlaması olmak üzere en az 9 gazeteci hakkında hapis cezaları verildi. En az 8 gazeteciye yeni dava ve soruşturma açıldı. T24 muhabiri Can Öztürk’ün istismar iddialarına dair haberi nedeniyle yeni soruşturma açılırken, Nefes gazetesi muhabiri Mahir Bağış’a haberi nedeniyle 3 ayrı suçlamasıyla dava açıldı. Eski İçişleri Bakanı ve AKP Milletvekili Süleyman Soylu, Gülistan Doku ile alakalı soru soran Now Haber Muhabirine fiziki müdahalede bulundu. RTÜK Halk TV ve SZC TV’ye kanaldaki haber programlarında eleştiri sınırlarının aşıldığı gerekçesiyle yaptırım uygulandı.

CHP’li Çakırözer, “Türkiye’de 17 gazeteci cezaevinde. Hep söylediğimiz bir şey var! Basın özgürlüğü olmadan demokrasi, demokrasi olmadan özgür basın var olamaz. Basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının korunması için mücadele- mizi edeceğiz’’ dedi.

113 SORUŞTURMA AÇILDI

Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS) hazırladığı Basın Özgürlüğü Raporu’na göre 14 gazetecinin tutuklu bulunurken Türkiye, basın özgürlüğü sıralamasında dünyada 180 ülke arasında 163’ncü sıraya geriledi. “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” (TCK 217/A) suçlamasıyla basın ve ifade özgürlüğünün hedef alındığı belirtilen raporda

“Sansür Yasası”nın yürürlüğe girdiği günden bu yana yaşananlar şu şekilde sıralandı:

•88 gazeteci hakkında toplam 113 soruşturma başlatıldı

•1 yılda en az 53 gazeteci hakkında soruşturma açıldı, 67 gözaltı işlemi uygulandı. Bu süreçte 19 gazeteci tutuklandI.

•En az 34 gazeteci fiziksel saldırıya uğrarken, 22 gazeteci sözlü tehdit ve saldırıya maruz kaldı. İki kuruma yönelik saldırı yaşandı.

•RTÜK kararlarıyla toplam 15 milyon 154 bin 715 TL idari para cezası uygulandı.

“DİRENENLERİN SESİNİ KISAMAZLAR”

Merdan Yanardağ: Yolum ikinci kez bu cezaevinden geçiyor. Bu kez içerisi kalabalık, dostlarımız çok burada. Tutuklanma hikâyem bu kez hayli ilginç. Ancak öncelikle belirteyim, üçüncü sınıf bile değil, beşinci sınıf bir kumpas ile karşı karşıyayız. Yani iddi- alar ve bize/bana yöneltilen suçlamaların hiçbir tutarlılığı ve temeli olmadığı gibi, en küçük bir zekâ kırıntısı bile yok. Aklımızla alay etmeye kalkan kumpasçılar, kendi aptallıklarını sergilemenin önüne geçemiyor. TELE1 dostu olan yaşlı bir kadının yanında birkaç kez gördüğüm ve gündeme ilişkin kısa kısa sohbet etmekten başka bir ilişkim olmayan bir kişinin İngiliz casusu olduğumu iddia edip bunu taşra kurnazlığı ile fırsata çevirme çabası ile karşı karşıya kaldım. Amaç belli. Bu “casusluk” kumpasının iki hedefi var. Açıklanan iddianamede de görüldüğü gibi “yolsuzluk” suçlamalarının içini doldu- ramadılar. Bu nedenle ilk amaç; İmamoğlu için “yedek bir tutuklama kararı” çıkartmaktı. Diğeri ise Türkiye’deki medya ortamından ‘oyun kurucu’ bir konumu olan, etkili ve yaygın bir izleyici kitlesine ulaşan TELE1’e el koymak, yağmalama, beni ve arkadaşlarımı susturmaktı. Öncelikli amaç, TELE1’in olmadığı bir medya ortamı yaratmaktır. Çünkü geniş kesimlere ve farklı milyonlarca insana ulaşan, yurt içinde olduğu gibi yurt dışında yaygın şekilde izlenen, mali ve siyasi baskılara boyun eğmeyen TELE1’in olduğu bir medya ortamında darbe rejimini sürdürmek zordu. Bu nedenle hukuku çiğneyerek, daha biz ifade bile vermeden kanala kayyum atadılar. Bu ülkede bağımsız gazetecilik yapmanın, gerçekleri halka anlatmanın bedelini ödetmek istiyorlar. Beni onun için cezaevine attılar, TELE1’e bunun için çöktüler. Ancak hesap etmedikleri bir gerçek şu ki bugüne dek ülkede direnenlerin sesini asla kısamadılar.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ÖDÜLLERI YANARDAĞ VE TELE2’YE VERİLDİ

Her yıl Basın Konseyi tarafından verilen Dünya Basın Özgürlüğü ödülleri dün İstanbul Pera Müzesi’nde düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Bu yılki ödüller ise TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ile TELE2 emekçileri ve Onlar TV ekibine verildi. Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç burada yaptığı konuşmada, "dünyada ve Türkiye’de gazeteciliğin bilerek aşındırılmaya çalışıldığını” belirterek “Gazetecilerin zindanlara atıldığını, ev hapislerine maruz bırakıldığını ama gerçekleri yazmaktan ve söylemekten asla geri durmadığını” söyledi.

Eski AİHM yargıcı Rıza Türmen ise “devletlerin basın özgürlüğünü sağlamakla yükümlü olduğunu” kaydetti.

Kaynak:https://www.birgun.net/haber/gercek-ve-gazeteciler-hedefte-709969