
Gazeteci, video-aktivist Hakan Tosun’un sokak ortasında dövülerek öldürülmesine ilişkin davada mahkeme, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verdi. Dava 22 Eylül’e ertelendi.
Gazeteci ve video-aktivist Hakan Tosun’un 10 Ekim 2025’te Esenyurt’ta sokakta dövülerek öldürülmesine ilişkin failler Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin’in “kasten öldürme” (TCK 81) suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması 8 Temmuz 2026’da Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
P24 tarafından takip edilen duruşmaya gerekçesiz şekilde kısıtlı gazeteci alındı. Salona giremeyen gazeteci ve Hakan Tosun’un yakınları adliye binasında ses ve görüntü sistemi kurulan başka bir salona yönlendirildi. Duruşma salonunda ise Hakan Tosun’un ailesi ve avukatları ile sanık avukatları alındı. Tutuklu sanıklar ise tutuldukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla davaya katıldı. Duruşma savcısının da değiştiği gözlemlendi.
Duruşmanın başında söz alan Hakan Tosun’un avukatı Cemal Yücel, davaya ilişkin güvenlik kamera kayıtlarını yorumlayarak görüntülerin yeni bir bilirkişi heyeti tarafından incelenmesini talep etti. Avukat Yücel, tutuklu sanıkların çok sayıda suçtan sicil kaydı olduğundan bahsetti. Geçen celse Hakan Tosun ile ilgili adli tıp raporunun sanık avukatları tarafından "kanında uyuşturucu bulunduğu" yönünde manipüle edildiğini aktaran avukat Yücel, Tosun’a hastanede ilaç verildiğinden kanında bahsi geçen maddenin bulunduğunu söyledi.
ANNESİ FENALAŞTI
Daha sonra Tosun ailesinin avukatlarından Hakan Bozyurt söz aldı ve güvenlik kamera görüntülerini yorumlayarak savunmasına başladı. Bu sırada Hakan Tosun’un annesi fenalık geçirdi ve sanık avukatlarına yönelik “Bana yaşattığını yaşasınlar” diyerek ağladı. Hakan Tosun’un ablası da “Siz cehennemde bile yer bulamayacaksınız” dedi.
Avukat Hakan Bozyurt görüntüleri açıklayarak devam ettiği beyanında üçüncü şüpheli olarak geçen Yusuf Özakdağ’ın olaya dahlini aktardı ve Özakdağ’ın HTS kayıtlarının da dosyaya getirilmesi gerektiğini söyledi. Bozyurt, Özakdağ ile ilgili suç duyurusunda bulunulmasını talep etti. Avukat Bozyurt, sanık avukatlarının “Hakan Tosun’un kanında uyuşturucu bulundu” savunmasının da gerçeği yansıtmadığını, bunların yoğun bakımdayken verilen güçlü sedatif ilaçlardan kaynaklandığını söyledi.
“SANIĞIN BABASI HAKAN TOSUN’U KARALIYOR”
Daha sonra Hakan Tosun’un ablası Öznur Tosun söz aldı ve şunları söyledi:
"Aile şerefiyle yaşamış insanlarız. Onuruyla yaşayan bir Hakan Tosun var. Abdurrahman Murat'ın, babası sosyal medya hesabından Hakan Tosun'u karalayarak sokaklarda uyuşturucu kullandığını öne sürüyor. 'O ölümü hak etmişti' demeye getiriyor. Bana ismimle ithamlarda bulunuyor. Yalan beyanlarda bulunmasınlar, bizim canımız yanıyor, bizi taciz etmesinler.”
Duruşma savcısı mütalaasında, sanıkların tutukluluk hallerinin devamı yönünde karar verilmesini talep etti.
“NAMAZ KILIYORUM”
Daha sonra tutuklu sanık Abdurrahman Murat söz aldı ve şunları söyledi: “Böyle bir olay başıma geldiği için çok üzgünüm. Namaz kılıyorum, burada da namaz kılıyorum. Benim amacım öldürmek değildi, yaralamak da değildi. Defalarca uyarmama rağmen, anama bacıma ağır küfürler etti. Daha gençliğimin baharındayım, bu duruma düşmek istemezdim. Bu çocuk zaten daha önce dayak yemiş gibiydi. Ailesine başsağlığı diliyorum.”
Söz hakkı verilen diğer tutuklu Adnan Şahin de daha önceki ifadelerini tekrarladığını söyledi.
“TEKME DEĞİL DÜRTME”
Sanık avukatları da müvekkillerinin tahliyesini talep etti. Müvekkillerinin Hakan Tosun’un ölmesi yönünde kastları olmadığını öne süren avukatlar, müvekkillerinin ifadelerinin de bunu teyit ettiğini iddia etti. Sanık Adnan Şahin’in avukatı, sanıkların Hakan Tosun’u öldürmek isteseler öldürebileceklerini söyledi. Sanıkların arasındaki HTS kayıtlarının da dosyaya getirilmesini istediklerini beyan eden avukat, bu durumun sanıklar arasında iştirak olmadığını gösterdiğini savundu. Sanıkların Hakan Tosun’u tekmelemediğini, yalnızca dürttüğünü öne sürdü.
Sanık Abdurrahman Murat’ın avukatı da Hakan Tosun’un metrobüsten atılırken başına darbe aldığını öne sürerek müvekkilinin attığı yumrukla kafatasında kırık oluşmayacağını savundu. Müvekkilinin GBT taramasının duruşmada dile getirilmesiyle ilgili de konuşan avukat bu kayıtların dosyayla ilgili olmadığını, öyleyse Hakan Tosun’un da GBT taramasının dosyaya getirilebileceğini aktardı.
Sanık avukatlarının müvekkillerinin aleyhine olan tanıkların anlattıklarını çürütmeye çalışması karşısında Tosun ailesi avukatı Cemal Yücel itiraz etti.
Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluk halinin devamına karar vererek davayı 22 Eylül 2026 tarihine erteledi. Heyet, esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için önce güvenlik görüntü kayıtlarının bilirkişiye gönderilmesine karar verdi. Görüntülerin bilirkişiden dönmesinden sonra da esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için dosyanın savcılığa gönderileceğini duyurdu. Mahkeme başkanı, avukatlara ilk duruşmaya çıkan savcının ameliyat olduğunu, eğer iyileşirse celse arasında esas hakkındaki mütalaanın hazırlanabileceğini, bir sonraki duruşma hükmün açıklanabileceğini söyledi.
DAVA HAKKINDA
Hakan Tosun, 10 Ekim 2025 günü Esenyurt’ta yaşayan ailesini ziyaret etmek üzere yola çıktı. Eve gitmeyince ailesi durumu polise bildirdi. Saatler gece yarısını gösterirken Esenyurt’ta yerde birinin yattığına ilişkin emniyete iki ihbar gitti. Ambulans, yerde yatan kişiyi Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi’ne götürmüştü ama üzerinde ne bir kimlik ne de başka bir şey olduğundan kimliği tespit edilememişti. Bu sebeple hastane polisi sonradan Hakan Tosun olduğu ortaya çıkacak kişinin hastaneye getirilişini saat gece 2:50 civarı “adli olay” diye kayda geçirdi. Gözünde ve boynunda darp izleri olan Tosun bilinci kapalı bir şekilde yoğun bakımda tutuluyordu.
Tüm bunlar yaşanırken ailesi ve yakınları Hakan Tosun’un nerede olduğunu sosyal medyada sormaya başlamıştı. Ailesi gece saat 4:00 civarı polisin aramasıyla Hakan Tosun’un hastanede olduğunu öğrendi, ancak oraya gittiklerinde Tosun’u bulamadılar, çünkü kaydı yapılmamıştı. Kardeşi Öznur Tosun, kayıp başvuru yaptıktan sonra polis parmak izi almış, Hakan’a bu şekilde ulaşmışlardı.
Emniyet, Hakan Tosun’a saldırılmasıyla ilgili 11 Ekim 2025’te şüphelileri telefonla karakola çağırdı. Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin "kasten yaralama" suçundan tutuklandı. Bir gün sonra da Hakan Tosun, yoğun bakımdaki yaşam mücadelesini kaybetti. Tosun’un yaşamını yitirmesinden çok kısa bir süre önce ona saldıranların güvenlik kameralarına yansıyan görüntüleri servis edildi. Görüntülere göre Tosun’a saldıran grupta üç kişi vardı. Üçüncü kişi Tosun’a saldırdığı için tutuklanan kişileri taşıyan motosikletliydi. Motosikletli Yusuf Ö., tanık sıfatıyla ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmıştı.
Görüntülerin basında yer almasından sonra şüpheli yakınlarının Tosun’un bırakıldığı yeri gören dükkanın kamerasını aldıkları, sorulması halinde polisin gelip kendilerinden alabileceklerini söylediği ortaya çıktı.
Hakan Tosun’un cenazesi 17 Ekim 2025’te toprağa verildi. Aynı gün İstanbul Emniyet Müdürlüğü soruşturma aşamasında yaşananlarla ilgili resmi bir açıklama yaptı. Açıklamada olay yeri yakınındaki işyerinde bulunan güvenlik kamerasının kayıt yapmadığı iddia edilmişti. 300 saatlik görüntü üzerinde inceleme yapılmış, 12 farklı kameraya ait görüntü soruşturma dosyasına eklenmişti. Açıklamada şüpheli yakınlarının işyerinin görüntülerine el koymasıyla ilgili de inceleme başlatıldığı, işyeri sahibi ve iki şüpheli yakınının gözaltına alınıp adli kontrol şartıyla bırakıldığı aktarılmıştı.
Hakan Tosun’un avukatları, 23 Ekim 2025’te yaptıkları ilk basın açıklamasında delillerin özensiz toplandığını vurgulamış, olay yerinde bir hafta sonra Hakan Tosun’un küpesinin bulunduğunu aktarmıştı. O günlerde Hakan Tosun’un kimliği ve cüzdanı kayıptı. Çantası da önce hastanede ortaya çıkmış, sonra 15 Ekim’de Mevlâna Karakolunda tutanakla kayda geçmişti.
Hakan Tosun’un ailesi, 6 Mart 2026’da motosikletli Yusuf Ö. ve Esenyurt Mevlâna Karakolunda görevli polisler hakkında suç duyurusunda bulundu. Dilekçede Yusuf Ö.’nün olayları yatıştırmaya çalışmak yerine Tosun’a yapılanları izlediği bu sebeple hakkında “kasten insan öldürme” suçundan kamu davası açılması istenmişti. Olayın tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılması ve saldırganların birbiriyle veya başka kişilerle irtibatlarının anlaşılması için tüm şüphelilerin olay zamanı, olay öncesi ve sonrasına ait HTS kayıtlarının getirtilmesi, telefonlarına el konularak inceleme yapılması talep edildi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Tosun ailesinin suç duyurusundan dört gün sonra 10 Mart’ta soruşturmayı tamamlayarak iddianame hazırladı. İddianame Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı fezlekeye dayandırılmıştı. İddianamede Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin’in “kasten öldürme” suçundan müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi.
İddianameye dayanak fezlekede Tosun’un vücudundaki yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri bakımından yüzüne aldığı darbeyle ve yere düşmesiyle oluşabileceği öne sürüldü. Şüphelilerin eyleminin öldürmeye yönelik olmadığı öne sürülen fezlekede Hakan Tosun’u suçlama yoluna da gidilmişti. Şüphelilerin öne sürdüğü Tosun’un alkollü olduğu iddiasını desteklemek için savcılık Tosun’un bindiği metrobüsten yedi kişinin ifadesine başvurmuştu.
Fezlekede, şüpheliler olay yerinde birbirine çok yakın durduğu için kimin nasıl darp ettiğinin tam anlaşılmadığı öne sürülmüştü. Hakan Tosun’u darp etmediğini öne süren Abdurrahman Murat, üzerine yürüdüğü için uzaklaştırmak için bir tane yumruk attığını öne sürmüş, Adnan Şahin de yerde yatan Hakan Tosun’u kontrol etmek için ayağıyla dürttüğünü iddia etmişti.
Davanın ilk duruşması 6 Mayıs 2026’da yapılmıştı. Duruşmayı takip etmeye gelen Hakan Tosun’un yakınları ve gazeteciler adliye binasında polislerin kalkanlı müdahalesi maruz kalmıştı. Duruşmada Tosun’un Esenyurt’a giderken bindiği metrobüste bulunan yolcular ve öldürüldüğü mahalledeki sakinler ve olaya karıştığı belirtilen üçüncü kişi tanık olarak dinlenmişti. Mahalleli bir tanığın ifadesi sırasında korktuğu için çocuğuna devlet koruması istemesi dikkat çekmişti. Duruşma savcısı tanıklar ve sanıklar arasındaki HTS kayıtlarının dosyaya getirilmesini ve üçüncü şüpheli olduğu belirtilen Yusuf Özakdağ hakkında olayla ilgili bir soruşturma yürütülüp sorulmasını istemişti. Mahkeme HTS kayıtlarının dosyaya gönderilmesine karar vermişti.