
MLSA'nın dava izleme raporu, hakaret suçlamalarının gazeteciler üzerinde sistematik bir baskı aracına dönüştüğünü ortaya koydu. İzlenen davalarda sanıkların yaklaşık üçte ikisini gazeteciler oluştururken, dosyaların önemli bölümünde delil olarak haberler ve sosyal medya paylaşımları kullanıldı.
Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği'nin (MLSA) 2025-2026 dönemine ilişkin dava izleme raporu, Türkiye'de hakaret suçlamasıyla açılan davaların önemli bölümünün gazetecilik faaliyetleri ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle açıldığını ortaya koydu. Rapora göre Ocak 2025-Mayıs 2026 döneminde izlenen 120 duruşmanın 53'ü Cumhurbaşkanına hakaret suçunu düzenleyen TCK 299 kapsamında görüldü. Sanıkların ise yüzde 61,7'sini gazeteci ve medya mensupları oluşturdu.
Raporda, izlenen duruşmaların yüzde 44,2'sinin Cumhurbaşkanına hakaret, yüzde 34,2'sinin ise kamu görevlisine hakaret suçlamalarıyla bağlantılı olduğu belirtildi. Hakaret ve iftira suçlamalarının birlikte yöneltildiği dosyalar yüzde 11,7, hakaretle birlikte başka suçlamaların yer aldığı dosyalar ise yüzde 10 olarak kaydedildi.
SANIKLARIN YÜZDE 61,7'Sİ GAZETECİ
MLSA'nın verilerine göre izlenen duruşmalarda gazeteci, muhabir ve medya mensupları sanıkların yüzde 61,7'sini oluşturdu. Siyasetçiler ve parti üyeleri yüzde 9,2 ile ikinci sırada yer alırken, sanatçı ve çizerlerin oranı yüzde 3,3 olarak kaydedildi. Raporda, bu tablonun hakaret davalarının Türkiye'de yalnızca ceza yargılaması değil, aynı zamanda basın özgürlüğü açısından da önemli bir sorun haline geldiğini ortaya koyduğu değerlendirmesine yer verildi.
SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARI DELİL
Raporda davalarda kullanılan delillerin niteliğine de dikkat çekildi. Buna göre 45 duruşmada sosyal medya paylaşımları, 45 duruşmada ise haber içerikleri delil olarak gösterildi. Toplantı, gösteri ve basın açıklamaları 26 dosyada, müşteki beyanları 31 dosyada, kolluk fezlekesi, MOBESE kayıtları ve olay tutanakları ise 22 dosyada delil olarak yer aldı. İki dosyada ise CİMER ihbarı veya yayın kaydı delil kaynağı olarak kullanıldı. TCK 299 kapsamındaki davalarda müşteki profili de raporun dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı. İzlenen duruşmaların yüzde 43,3'ünde müşteki doğrudan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan oldu. Adli ve güvenlik mensuplarının müşteki olduğu dosyaların oranı yüzde 20, kamu görevlileri, bakanlar ve yöneticilerin müşteki olduğu dosyaların oranı ise yüzde 10,8 olarak kaydedildi. Raporda ayrıca, özellikle yargı ve güvenlik mensuplarını konu alan haberler nedeniyle açılan davaların gazeteciler üzerinde caydırıcı bir baskı unsuru oluşturduğu değerlendirmesi yapıldı.
Rapora göre bazı gazeteciler aynı dönemde çok sayıda dava süreciyle karşı karşıya kaldı. Furkan Karabay'ın izlenen 120 duruşmanın 15'inde sanık olarak yer aldığı belirtilirken, Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan'ın da farklı dosyalar üzerinden tekrar eden yargılamalara konu olduğu aktarıldı. Sedef Kabaş'ın davasının ise iki yıl üst üste izlenmesi, yargılamaların uzunluğunun başlı başına bir baskı unsuru olarak değerlendirildi. Raporda ayrıca İsveçli gazeteci Kaj Joakim Medin'in TCK 299 kapsamında yargılanmasının, söz konusu düzenlemenin yabancı gazetecileri de kapsayacak şekilde uygulanmasına örnek gösterildi.
İSTANBUL İLK SIRADA
Karar verilen 32 duruşmanın 12'sinde mahkûmiyet, 11'inde beraat kararı çıktı. Beş dosyada ceza hükmü ile kısmi beraat birlikte verilirken, iki dosya düşmeyle sonuçlandı. Raporda ayrıca dokuz dosyada hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı uygulandığı belirtilerek, bu uygulamanın gazeteciler üzerindeki hukuki belirsizlik baskısını sürdürdüğü ifade edildi. Rapora göre izlenen 120 duruşmanın 82'si İstanbul'da görüldü. Ankara'da 10, Diyarbakır'da 7, diğer illerde ise 21 duruşma takip edildi.
"GAZETECİLİK ÖZGÜRLÜĞÜ SORUNU HALİNE GELDİ"
Raporun sonuç bölümünde hakaret kovuşturmalarının Türkiye'de fiilen bir gazetecilik özgürlüğü sorunu haline geldiği vurgulandı. Sanıkların büyük bölümünün medya mensubu olması, delillerin haber içerikleri ve sosyal medya paylaşımlarından oluşması ile davaların önemli kısmında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın müşteki olarak yer almasının sistematik bir örüntü oluşturduğu ifade edildi. Raporda ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin TCK 299 kapsamında verdiği ifade özgürlüğü ihlali kararlarına atıf yapılarak, özellikle yurt dışına çıkış yasağı gibi adli kontrol tedbirlerinin gazeteciler üzerinde tutukluluk dışında yeni bir baskı mekanizmasına dönüştüğü belirtildi.
Kaynak:https://www.birgun.net/haber/hakaret-davalarinin-yuzde-62sinde-hedef-gazeteciler-721502