Medya abluka altında

01 Ocak 2026
Medya abluka altında

Geride kalan yılda gazetecilik bir kez daha suç sayıldı; sansür, kayyumlar, milyonluk RTÜK cezaları ve tutuklamalarla basın üzerindeki baskı kurumsallaştı. Yüzlerce gazeteci yargılandı, onlarcası cezaevinde yılı kapatırken bağımsız yayınlar ekonomik kıskaca alındı.

2025, tek adam rejiminin basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki tahakkümünü daha da derinleştirdiği, baskının devlet politikası haline getirildiği bir yıl olarak kayda geçti.

Siyasal iktidar, rejimin sürdürülebilirliği önünde engel gördüğü her eleştirel sesi susturmak için yargıyı seferber etti. Gazetecilik faaliyetleri bir kez daha “suç” sayıldı; haberler ve paylaşımlar soruşturma gerekçesi yapıldı.

Sansür, yalnızca erişim engelleriyle değil, gözaltılar, tutuklamalar ve ağır ceza tehditleriyle derinleştirildi. TELE1, Habertürk, Show TV, Bloomberg HT, Flash TV ve ABC’ye kayyum atandı.

Yıl boyunca çok sayıda gazeteci yaptıkları haberler nedeniyle hedef alınırken şafak operasyonlarıyla gözaltılar yapıldı, aylarca süren tutukluluklarla cezalandırıldı.

Henüz iddianamesi bile hazırlanmadan cezaevinde tutulan gazeteciler, basın özgürlüğünün geldiği noktayı gözler önüne serdi.

İnternet sansürü rekor düzeye ulaşırken haber siteleri, sosyal medya paylaşımları ve arşivler “milli güvenlik” gibi muğlak gerekçelerle erişime engellendi.

SANSÜR KATLANARAK ARTTI

2025, haberlerden sosyal medya paylaşımlarına kadar en çok erişim engeli kararlarının verildiği bir yıl oldu.

FreeWebTurkey’nin verilerine göre sadece yılın ilk yedi ayında 1306 içerik ve 3 bin 330 URL erişime engellendi. Mahkemelerce verilen kararların gerekçesi ise en sık ‘milli güvenlik’ oldu.

Bu gerekçeyle 496 içerik erişime engellenirken “Kişilik hakları, marka hakları ve gecikmesinde sakınca bulunan hâller” gibi ifadelerle 443 içeriğin erişime kapatıldı.

Verilere göre 41 içerik için karar metinlerinde hiçbir gerekçeye yer verilmedi.

RTÜK’TEN MİLYONLUK CEZALAR

İktidarın basına yönelik sansür uygulamalarının ilk adreslerinden biri olan RTÜK, 2025 yılında iktidarı eleştiren kanallara toplam 92,7 milyon TL ceza kesti.

Kurul, iktidara yakınlığıyla bilinen kanallara ise herhangi bir yaptırım uygulanmadı.

En çok ceza alan kanal TELE1 olurken dijital platformlara yönelik de 10 kez katalogdan çıkarma cezası uygulandı.

Dijital platformlara yönelik para cezaları ve farklı içeriklere toplam 10 kez

katalogdan çıkarma cezası verildi.

GAZETECİLİK HAPSEDİLDİ

Birçok gazeteci 2025 yılında zamanının büyük çoğunluğunu haber merkezlerinde değil, adliye koridorlarında, duruşma salonlarında ve cezaevlerinde geçirdi.

Kısa süre önce gazeteciler Furkan Karabay, Fatih Altaylı ve Ercüment Akdeniz tahliye edilirken en az 26 gazeteci 2026 yılını cezaevinde karşıladı.

MLSA’nın verilerine göre 13 gazeteci duruşmaları görülmeden cezaevlerine yerleştirildi.

SUSTURULMAK İSTENİLDİ

2025’te yargı kıskacı, ilan ambargoları ve derinleşen ekonomik kriz, muhalif gazeteleri yayın hayatına son verme kararına itti. Kısacası yandaş olmayan bir kez daha cezalandırıldı.

Bu yıl içinde Gazete Duvar, ekonomik sürdürülemezlik gerekçesiyle yayın faaliyetlerini durdurduğunu açıkladı.

Ancak yerel gazetelerde de durum pek farksız olmadı. Prof. Dr. Süleyman İrvan’a göre, Basın İlan Kurumu’nun (BİK) “birleşme” adı altında uyguladığı politikaların sonucunda 2012 yılında 467 olan yerel gazete sayısı 118’e düştü.

BAHANELERLE YARGILADILAR

MLSA’nın verilerine göre 2024-2025 adli yılında yargılananların yüzde 18’i gazetecilerden oluştu. Yani 306 gazeteci, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hâkim karşısına çıktı. Haberler, röportajlar delil olarak gösterildi.

Basın mensuplarına 2025 yılında en çok “Cumhurbaşkanına hakaret”, “dezenformasyon”, “örgüt üyeliği”, “örgüt propagandası”, “terörle mücadelede görevli kişiyi hedef göstermek” gibi yoruma açık suçlamaları yönlendirildi.

ONLARCA DAVA AÇILDI

BirGün gazetesine yönelik baskılar bu yılda da sürdü. BirGün'e yönelik 2025 yılında açılan davaların, soruşturmaların bazıları şöyle:

Bilal Erdoğan’ın şikâyetiyle, BirGün’de 'Hırsıza hırsız dediler davalık oldular' başlıklı haber gerekçesiyle açılan davada BirGün Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Aydın’a “hakaret” iddiasıyla para cezası verildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in adının geçtiği bir haber nedeniyle BirGün yöneticileri Uğur Koç ve Yaşar Gökdemir’e “Kamu görevlisine alenen hakaret" suçunda para cezası, İbrahim Aydın’a 11 ay 20 gün hapis cezası verildi. Aydın, Koç ve Gökdemir "terör örgütlerine hedef gösterme" suçundan ise beraat etti.

BirGün muhabiri Mustafa Bildircin hakkında Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili yaptığı haberler nedeniyle dava açılması talep edildi. Eski Diyanet İşleri Başkanı Erbaş adına verilen dilekçede, kurum ve başkanı hakkındaki haberlerin ‘dini değerleri aşağıladığı’ savunuldu.

BirGün muhabiri İsmail Arı hakkında, MHP Mersin Milletvekili ve Nişantaşı Eğitim Vakfı kurucusu Levent Uysal’ın şikâyeti üzerine "hakaret” ve “iftira” suçlamalarıyla dava açıldı.

BirGün yazarı ve Medyaterapi programının sunucusu Zafer Arapkirli hakkında “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla dava açıldı.

BirGün muhabiri Sarya Toprak hakkında, Esila Ayık haberleri nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla soruşturma başlatıldı.

HAKAN TOSUN KATLEDİLDİ

2025 aynı zamanda bir gazetecinin katledildiği bir yıl oldu. Gazeteci Hakan Tosun, 10 Ekim’i 11 Ekim’e bağlayan gece İstanbul Esenyurt’ta darbedilerek yaşamını yitirdi.

Ailesinin ise günlerce ulaşamadığı Hakan Tosun’un ölümüne ilişkin soruşturma sessiz sedasız yürütülmeye devam ediyor.

Tosun’un darbedildiği ana ilişkin servis edilen görüntülerin üzerinde yapılan oynamalar, şüphelilerden birinin “tanık” olarak dinlenilmesi, şüphelilerin ailesinin polisin almadığı kamera görüntülerini alması, avukatların tespit ettiği 25 delilden yalnızca üçüne ulaşıldığını söylemesi dahi soruşturmanın seyrine ilişkin soru işaretlerini artırıyor. Hakan Tosun’un arkadaşları ve ailesi ise adalet mücadelesini sürdürüyor.

Kaynak:https://www.birgun.net/haber/medya-abluka-altinda-680805