Medya Dayanışma Grubu: Halk TV’ye kayyım atanması basın özgürlüğüne müdahaledir

14 Ekim 2026
Medya Dayanışma Grubu: Halk TV’ye kayyım atanması basın özgürlüğüne müdahaledir

Medya Dayanışma Grubu, Halk TV’ye kayyım atanmasına ve kanalın yayınlarının durdurulmasına tepki gösterdi. Grup, uygulamanın gazetecilerin çalışma özgürlüğünü ve toplumun haber alma hakkını etkilediğini belirterek kayyım uygulamasına son verilmesini ve kanalın yayın özgürlüğünün güvence altına alınmasını istedi.

Medya Dayanışma Grubu, Halk TV’ye kayyım atanması ve kanalın yayınlarının durdurulmasına ilişkin yaptığı açıklamada, müdahalenin basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı açısından kaygı verici olduğunu belirtti. Medya kuruluşlarının sahiplik yapısı veya şirket ilişkileriyle ilgili iddiaların şeffaf ve adil bir yargı süreciyle incelenmesi gerektiğini vurgulayan grup, editoryal bağımsızlığın ortadan kaldırılmasına karşı çıktı.

Açıklama şöyle:

MEDYA DAYANIŞMA GRUBU BASIN AÇIKLAMASI

Halk TV’ye kayyım atanması basın özgürlüğüne müdahaledir

Türkiye, medya özgürlüğü açısından son derece kaygı verici bir güne uyandı. Halk TV’ye kayyım atanması ve kanalın yayınlarının durdurulması, bir medya kuruluşunun yönetimine müdahalenin ötesinde, gazetecilerin çalışma özgürlüğünü ve toplumun haber alma hakkını etkileyen ağır bir uygulamadır.

Bir medya kurumunun sahiplik yapısı veya şirket ilişkileriyle ilgili iddialar, hukukun güvenceleri içinde, şeffaf ve adil bir yargı süreciyle incelenmelidir. Ancak bu iddialar, haber kuruluşunun yönetimini devralmaya ve yayın faaliyetini durdurmaya gerekçe yapılamaz. Soruşturma yürütülmesi ile bir medya kuruluşunun editoryal bağımsızlığını ortadan kaldırmak birbirinden ayrı konulardır.

Anayasa’nın 29. maddesi, süreli veya süresiz yayınların önceden izne ya da mali teminata bağlanamayacağını; haber, düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayımlanmasını engelleyen veya zorlaştıran şartlar konulamayacağını hükme bağlar. Anayasa’nın 30. maddesi de kanuna uygun şekilde kurulmuş basın işletmelerinin matbaa ve basın araçlarının suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt edilmesini veya işletilmekten alıkonulmasını yasaklar. Bu hükümler, basın kuruluşlarının faaliyetlerini sürdürebilmesinin anayasal güvence altında olduğunu ortaya koymaktadır. Halk TV’ye yönelik müdahalenin hukuki dayanağı ve bu güvencelerle ilişkisi kamuoyuna açıklanmalıdır.

Uluslararası insancıl hukuk da savaş koşullarında gazetecilerin korunmasını öngörür. Cenevre Sözleşmelerine Ek I No.lu Protokol’ün 79. maddesi, tehlikeli mesleki görevlerini çatışma bölgelerinde sürdüren gazetecileri sivil kabul eder. Sivil nesneler de askeri hedef niteliği kazanmadıkları sürece saldırıların hedefi yapılamaz. Bu korumalar, gazetecilerin ve sivil amaçla kullanılan medya araçlarının en ağır koşullarda dahi korunması gerektiğini hatırlatmaktadır.

TELE1’e kayyım atanmasının üzerinden yaklaşık bir yıl geçmişken aynı kişinin Halk TV’de de kayyım olarak görevlendirilmesi ayrıca düşündürücü ve üzücüdür. İbrahim Paşalı’nın önce TELE1, ardından Halk TV için bu göreve getirilmesi, kayyım uygulamasının medya kuruluşlarında tekrarlanan bir müdahale yöntemine dönüşebileceği kaygısını güçlendiriyor.

Halk TV’ye yönelik müdahalenin, Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının başladığı gün gerçekleşmesi de kamuoyunun yargı sürecinden haberdar edilmesine ilişkin kaygıları artırıyor. Henüz basılmamış bir kitabın yasaklanmasının ardından, savunmanın ve duruşmada yaşananların haberleştirilmesi de mi engellenmek isteniyor? Gazetecilerin duruşmaları izleyip kamuoyuna aktarması, yurttaşların da bu bilgilere erişmesi demokratik toplumun temel gereklerindendir.

Fon skandalına ilişkin haberleri nedeniyle gazetecilerin tutuklanması, bazılarının elektronik kelepçeyle ev hapsinde tutulması ve gazetecilerin haberlerine ya da sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmesi, basın üzerindeki baskıya ilişkin kaygıları artırıyor. Gazetecilerin haberleri ve sordukları sorular nedeniyle soruşturmalara uğraması veya özgürlüklerinden mahrum bırakılması, yalnızca ilgili gazetecileri değil, toplumun bilgiye erişim hakkını da hedef alır.

Halkın bilgilenme hakkı, demokrasinin sağlıklı işleyişi için yaşamsal önemdedir. Bu hak; medya kuruluşlarının bağımsızlığı, gazetecilerin güven içinde çalışabilmesi ve kamuoyunu ilgilendiren olayların serbestçe haberleştirilebilmesiyle korunur. Bir kanalın yönetimine müdahale edilmesi ve yayınlarının durdurulması, bu güvenceleri zayıflatır.

Medya Dayanışma Grubu olarak Halk TV çalışanlarıyla ve baskı altındaki tüm meslektaşlarımızla dayanışma içindeyiz. Kayyım uygulamasına son verilmesini, kanalın yayın özgürlüğünün güvence altına alınmasını ve medya kuruluşlarına ilişkin iddiaların editoryal bağımsızlığı ortadan kaldırmayacak hukuki süreçlerle ele alınmasını talep ediyoruz.

Kamuoyunu basın özgürlüğünü, çoğulcu medyayı ve halkın haber alma hakkını savunmaya çağırıyoruz. Basına yönelik her müdahale, toplumun gerçeklere erişimini de daraltır.

KATILAN MEDYA DAYANIŞMA GRUBU PAYDAŞLARI

Basın Konseyi

Çağdaş Gazeteciler Derneği

Diplomasi Muhabirleri Derneği

DİSK Basın-İş

Ekonomi Muhabirleri Derneği

Haber-Sen

Gazeteciler Cemiyeti

İzmir Gazeteciler Cemiyeti

Parlamento Muhabirleri Derneği

Türkiye Foto Muhabirleri Derneği

Türkiye Gazeteciler Sendikası

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği

Kaynak:https://www.mlsaturkey.com/tr/aralarinda-mlsanin-da-bulundugu-medya-dayanisma-grubu-halk-tvye-kayyim-atanmasi-basin-ozgurlugune-mudahaledir