MLSA Dava İzleme Raporu yayınlandı

29 Kasım 2025
MLSA Dava İzleme Raporu yayınlandı

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin (MLSA) 1 Eylül 2024 – 31 Ağustos 2025 dönemini kapsayan yeni raporu yayınlandı. Bu bir yıllık süreçte 1.696 kişinin yargılandığı ve gözlemlenen 275 dosyanın büyük bölümünde “terör örgütü üyeliği” ve “örgüt propagandası” suçlamaları merkezde yer aldığı görüldü.

YARGILANAN SANIK GRUPLARI

İzlenen 430 duruşmada yargılanan 1.696 sanığın yarısından fazlasını aktivistler oluşturdu. Bu kişiler barışçıl bir protestoda yer almak, bir basın açıklamasına katılmak ya da sosyal medyada politik bir görüş paylaşmak gibi tamamen anayasal haklara dayanan faaliyetleri nedeniyle yargı karşısına çıkarılan kişilerden oluştu.

Gazeteciler (306 kişi), yüzde 18’i aşan oranla ikinci büyük grubu oluşturdu. Haber yapmak, bilgi paylaşmak, röportaj yapmak gibi mesleki faaliyetler önceki yıllarda olduğu gibi suç delili kabul edildi.  Bu yıl İBB Başkanı Ekrem İmamomğlu’nun tutuklanması sonrası düzenlenen eylemler ile üniversite kampüslerindeki protestolara katılan 254 öğrenci ise yüzde 15’e yaklaşan payla üçüncü sırada yer aldı. Bunun dışında, 92 avukat (%5,4) ve 93 siyasetçi (%5,5) de ifade özgürlüğü kapsamında açılan davalarda sanık olarak yer aldı.

TERÖR SUÇLARI TOPLAM SUÇLAMALARIN YARISINDAN FAZLASINI OLUŞTURDU

Rapora göre, yargılanan 1.696 kişinin %52’si, yani her iki kişiden biri TMK kapsamında suçlamalarla karşı karşıya kaldı. En sık yöneltilen suçlama “silahlı terör örgütü üyeliği” oldu. Bu suçlama tek başına tüm dosyaların %31,5’ini oluşturdu ve toplam 102 davada kullanıldı. Bir diğer baskın suçlama olan “örgüt propagandası yapmak” ise 59 davada kullanıldı ve toplamın %18,2’sini oluşturdu.

Bu tablo, özellikle gazeteciler, aktivistler ve öğrenciler hakkında açılan davalarda, mesleki faaliyetlerin, barışçıl açıklamaların, toplantı ve gösterilere katılımın ya da sosyal medya paylaşımlarının terör suçları kapsamında değerlendirilmesinin  sistematik bir uygulamaya dönüştüğünü ortaya koyuyor.

2911 SAYILI KANUN DA BASKI ARACINA DÖNÜŞTÜ

Terör suçlarındaki belirgin ağırlığa, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet suçlaması eşlik etti. Toplam suçlamaların %13’ünü oluşturan bu madde, özellikle sokak eylemleri, kampüs protestoları ve basın açıklamalarına katılan aktivist ve öğrencileri hedef aldı.

Bu dosyalarda çoğu zaman “ihtara rağmen dağılmamak”, “yere oturmak”, “pankart taşımak” gibi herhangi bir şiddet unsuru içermeyen davranışlar suç sayıldı; MOBESE görüntüleri, polis tutanakları ve eylem fotoğrafları iddianamelerin ana delilleri haline geldi.

HAKARET VE CUMHURBAŞKANINA HAKARET DAVALARI

Terör ve 2911 suçlamalarının arkasından en yaygın üçüncü başlık, hakaret suçları oldu. Toplam davaların %10,8’inde, kamu görevlisine ya da bireylere hakaret suçlaması yöneltildi. Bunun yanında, Cumhurbaşkanına hakaret suçlaması, Anayasa Mahkemesi’nin ilgili kararı sonrasında dahi kullanılmaya devam etti ve 27 davada, yani tüm dosyaların %8,3’ünde yer aldı.

Bu iki suç tipi özellikle gazeteciler, siyasetçiler ve sosyal medya kullanıcılarının ifade özgürlüğü kapsamında yaptıkları paylaşımlar nedeniyle karşılarına çıkarıldı.

TCK 217/A İLE AÇILAN “YANILTICI BİLGİ” DAVALARI ARTTI

“Sansür yasası” olarak tanımlanan TCK 217/A – Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak suçlaması, bu yıl da gazeteciler başta olmak üzere yurttaşları hedef aldı. Rapora göre bu suçlama 13 davada kullanıldı.

Yasanın ilk iki yılında olduğu gibi, bu yıl da deprem, kamu politikaları, yolsuzluk iddiaları ve sağlık hizmetlerine dair haber ve yorumlar “yanlış bilgi” olduğu iddiasıyla soruşturma konusu yapıldı.

İFADEYE HAPİS CEZALARI DEVAM ETTİ

Bu dönem içinde sonuçlanan 108 davanın yüzde 57’si beraatle kapansa da, mahkûmiyet çıkan dosyalarda yargının yaklaşımı  değişmedi. Mahkemeler toplamda 197 yıl 2 ay hapis ve 95 bin TL adli para cezası verdi.

Cezaların büyük çoğunluğu yine terör suçlamalarından verildi. Özellikle “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” suçlamalarıyla sonuçlanan dosyalar, tüm mahkûmiyetlerin %45,5’ini oluşturdu.

Öte yandan, birçok dosyada HAGB ve cezanın ertelenmesi uygulandı. Bu durum, fiili infazın gerçekleşmemesiyle beraber sanıkların yıllarca denetim altında tutulmasına yol açıyor.

GAZETECİLERE YÖNELİK DAVALAR: TERÖR SUÇLAMALARI AĞIRLIĞINI KORUDU

İzlenen 275 davanın 162’sinde toplam 306 gazeteci sanık sandalyesine oturdu; yargılanan her beş kişiden neredeyse biri gazeteciydi.

Gazetecilere yöneltilen suçlamaların ağırlığı geçen senelerdeki gibi yüksek kaldı. “Silahlı terör örgütü üyeliği” iddiası tek başına 56 davada, “örgüt propagandası” suçlaması ise 25 davada gazetecilerin karşısına çıktı. Bunun yanında haber içeriklerine yönelik “yanıltıcı bilgi yayma” davaları, cumhurbaşkanına hakaret dosyaları ve yargı mensuplarına ilişkin haberler nedeniyle başlatılan soruşturmalar, mesleki faaliyetin suç kabul edilmeye devam ettiğini gösterdi.

TUTUKLU YARGILAMALARDA ARTIŞ GÖRÜLDÜ, ADLİ KONTROL RUTİN HALE GELDİ

Bir yıl içinde izlenen 275 davanın 28’inde 13’ü gazeteci toplam 66 sanık  tutuklu olarak yargılandı; tutuklu yargılama oranının geçen yılki %4,5’lik seviyeden %13’e sıçradı.

Aynı dönemde 46 davada adli kontrol tedbiri uygulandı. Bu da önceki yıla göre %16.7’lik bir artış anlamına geliyor.

DELİL YAPISI İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ FAALİYETLERİNE DAYANIYOR

Rapor, yalnızca suçlamaların kendisinin değil, bu suçlamaların hangi delillere dayandırıldığının da ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin boyutunu ortaya koyduğunu gösteriyor. İncelenen dosyalarda, sanıkların aleyhine sunulan delillerin büyük kısmını bizzat ifade biçimleri oluşturdu: Davaların yarısından fazlasında haber içerikleri suç delili olarak yer aldı; bunu eylem fotoğrafları ve çeşitli görüntüler izledi. Sosyal medya paylaşımları, tek bir tweet ya da bir retweet dahi olsa, dosyaların önemli bir bölümünde delil kabul edildi. Basın açıklamalarına katılmak bile kimi iddianamelerde suçun temel dayanağı haline getirildi. Böylece yargılamaların çoğunda, sanıklara yöneltilen suçlamalar doğrudan ifade etmeye, haber yapmaya, paylaşımda bulunmaya dayanıyor; yani suç, çoğu zaman sözün kendisi oluyor.

MLSA’nın yeni verileri, ifade özgürlüğüne ilişkin yargı pratiklerinin yön değiştirmediğini, aksine daha da kurumsallaştığını gösteriyor.

Beraat oranlarının yükselmesine rağmen, yüksek hapis cezaları, yoğun gözaltı uygulamaları, HAGB kararları ve kapsamı genişleyen suçlamalar, ifade özgürlüğünün üzerindeki  yargı baskısını bir kez daha görünür hale getiriyor.

Kaynak:https://www.mlsaturkey.com/tr/mlsa-dava-izleme-raporu-ifade-ozgurlugu-davalarinin-yarisinda-teror-suclamalari-yoneltildi-tutuklu-yargilamalarda-buyuk-artis-goruldu