
Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) Hukuk Birimi, gazeteci Vedat Örüç’ün tutuklanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu.
Başvuruda, Örüç’ün gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklandığı belirtilerek, AİHS’in kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını düzenleyen 5. maddesi, özel hayatın korunmasına ilişkin 8. maddesi ile ifade ve basın özgürlüğünü güvence altına alan 10. maddesinin ihlal edildiği vurgulandı.
Serbest gazeteci olarak çalışan, daha önce Gazete Duvar, bianet ve T24 gibi yayın kuruluşlarında haberleri yayımlanan Örüç, 17 Ocak 2025’te Mersin’in Tarsus ilçesindeki evinde gözaltına alınmış, 20 Ocak’ta İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanmıştı. Örüç, 29 Mayıs 2025’te görülen ilk duruşmada adli kontrol şartıyla tahliye edilmişti.
“MAKUL SUÇ ŞÜPHESİ YOK”
MLSA avukatları AİHM başvurusunda, Örüç’ün tutuklanması için gerekli “makul suç şüphesinin” ortaya konulmadığını belirtti.
Başvuruda, tutuklama gerekçeleri arasında Örüç’ün çalıştığı şirketteki SGK kaydı, soruşturma kapsamında kendisine gösterilen ve savcılığın gazeteci Eylem Babayiğit ile birlikte çekildiğini ileri sürdüğü fotoğraflar ile bazı telefon görüşmelerinin yer aldığı belirtildi. Başvuruda, Örüç’ün fotoğraftaki kişinin Babayiğit olmadığını ve görüntünün bir haber takibi sonrasında çekildiğini söylediği aktarıldı. Avukatlar, bu unsurların gazetecilik faaliyeti ve günlük yaşam kapsamındaki olağan temaslar olduğunu vurguladı.
Başvuruda, Örüç’ün çalıştığı şirket ile Medya Haber TV arasında olduğu iddia edilen ilişkinin somut delillerle ortaya konulmadığı, Medya Haber TV’nin hangi yayınları nedeniyle örgütsel faaliyet yürüttüğünün de açıklanmadığı ifade edildi.
“GAZETECİ ÇALIŞTIĞI KURUMUN YAYIN POLİTİKASINDAN SORUMLU TUTULAMAZ”
Başvuruda, Örüç’ün çalıştığı kurumun yayın politikası nedeniyle sorumlu tutulamayacağı belirtildi. Örüç’ün ekoloji alanında haberler yaptığı, yayın kuruluşunun genel yayın politikası üzerinde herhangi bir sorumluluğu bulunduğuna dair delil sunulmadığı kaydedildi. Başvuruda şu ifadeler yer aldı:
“Kaldı ki, Gazetecilerin çalıştıkları kurumun yayın politikasından sorumlu tutulması mümkün değildir. Soruşturma makamları, başvurucunun çalıştığı basın kuruluşundaki konumu hakkında herhangi bir değerlendirme yapmamış, yayın politikasından sorumlu olup olmadığını ortaya koymaksızın, sadece SGK kaydını gerekçe göstererek, bir yayın kuruluşunun yaptığı yayınların genel gidişatından başvurucuyu sorumlu tutmuştur. Basın ve yayın kuruluşlarında çalışan gazetecilerin bu şekilde geniş bir yorumla her türlü yayından sorumlu tutulması hem ceza hukuku bakımından sorumluluğu genişletmekte hem de suçtan şahsi sorumluluk ilkesini ihlal etmektedir. Anayasa Mahkemesi, Cemil Uğur kararında, gazetecilerin çalıştıkları basın kurumlarının yayın politikalarından dolayı sorumlu tutulamayacakları hükmetmiş olup, bu ilke başvurusu açısından uygulanmamıştır.”
MLSA avukatları, yalnızca SGK kaydına dayanılarak gazetecinin örgüt üyeliği suçlamasıyla tutuklanmasının ceza hukukunda şahsi sorumluluk ilkesini ihlal ettiğini savundu.
“GAZETECİLİK İLİŞKİLERİ SUÇ DELİLİ YAPILDI”
Başvuruda, gazetecilerin meslektaşlarıyla ve haber kaynaklarıyla iletişim kurmasının mesleğin doğal parçası olduğu vurgulandı. Örüç’ün gazeteci meslektaşlarıyla yaptığı görüşmelerin örgütsel faaliyet gibi gösterildiği, ancak bu görüşmelerde şiddet çağrısı, örgüt propagandası ya da suç unsuru bulunmadığı belirtildi.
Avukatlar, Örüç’ün telefon görüşmelerinin hukuka aykırı şekilde kaydedildiğini ve tutuklama gerekçesi yapıldığını da vurguladı.
“TUTUKLAMA SON ÇARE OLMALIYDI”
MLSA, başvuruda tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarında adli kontrol gibi daha hafif tedbirlerin neden yetersiz kalacağının açıklanmadığını belirtti. Kararlarda kaçma veya delil karartma şüphesinin somutlaştırılmadığı, otomatik gerekçelerle tutukluluğun sürdürüldüğü savunuldu.
Başvuruda, gazetecilerin faaliyetleri nedeniyle tutuklanmasının ancak son çare olarak uygulanabilecek istisnai bir tedbir olduğu, Örüç hakkında ise böyle bir zorunluluğun gösterilmediği ifade edildi.
“BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ÜZERİNDE SOĞUTUCU ETKİ YARATIR”
MLSA avukatları, Örüç’ün tutuklanmasının yalnızca başvurucu üzerinde değil, gazeteciler üzerinde de caydırıcı ve soğutucu etki yarattığını belirtti.
Anayasa Mahkemesi, Örüç’ün bireysel başvurusunu 25 Mart 2026’da kabul edilemez bulmuş, karar 14 Nisan 2026’da avukatlara tebliğ edilmişti.
MLSA Hukuk Birimi, iç hukuk yollarının tükenmesinin ardından dosyayı AİHM’e taşıdı. Başvuruda, Örüç’ün kişi özgürlüğü ve güvenliği, özel hayatın korunması ile ifade ve basın özgürlüğü haklarının ihlal edildiğinin tespit edilmesi istendi.