
Savunmanlığını Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği'nin (MLSA) üstlendiği ETHA muhabiri Pınar Gayıp'ın tutukluluğuna, 76 günlük tutukluluk sürecinin ardından yeniden itiraz edildi. MLSA Hukuk Birimi tarafından 20 Nisan 2026 tarihinde İstanbul nöbetçi sulh ceza hâkimliğine sunulan dilekçede, tutuklama kararını hem usul hem de esas bakımından hukuka aykırı olduğu belirtildi.
Gayıp, 5 Şubat 2026'dan bu yana "silahlı terör örgütüne üye olmak" ve "terör örgütü propagandası yapmak" suçlamalarıyla tutuklu bulunuyor. Bakırköy Kadın Kapalı İnfaz Kurumu'nda tutulan gazetecinin savunucuları, İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 6 Nisan 2026 tarihli kararıyla itirazlarının kesin olarak reddedilmesi üzerine yeni bir itiraz dilekçesi hazırladı.
DOSYADA ÖNE ÇIKAN İDDİALAR: GÜNLÜK GAZETECİLİK RUTİNİ
MLSA Hukuk Birimi'nin değerlendirmesine göre Gayıp'a yöneltilen soruların önemli bir bölümü; ETHA'da görev yapması, duruşma takibi, cenaze izleme, röportaj yapma ve haber merkezleriyle iletişim gibi gazetecilik faaliyetlerinden oluşuyor. Gazetecinin Cumartesi Anneleri/İnsanları'nın sembol ismi Emine Ocak'ın cenazesine katılması, boynunda fotoğraf makinesiyle görüntülenmesi ve 100 TL düzeyindeki para transferleri dahi soruşturma konusu yapıldı.
İTİRAZ DİLEKÇESİ NE DİYOR?
Savunma dilekçesi, tutukluluk kararını dört temel gerekçeyle hukuka aykırı buldunuğu vurguladı: Kuvvetli suç şüphesinin kişiselleştirilmiş somut delillerle ortaya konulamaması; kaçma ve delil karartma risklerinin soyut formüllerin ötesine geçememesi; adli kontrol tedbirlerinin neden yetersiz kalacağının tartışılmamış olması ve kararın kalıp ifadelerle kurulmuş, bireyselleştirilmemiş bir gerekçeye dayanması.
Dilekçede ayrıca, gazetecinin günlük mesleki faaliyetlerinin suç şüphesi olarak yorumlanmasının basın özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yarattığı belirtildi: "Bir gazetecinin adliyeye gitmesi, duruşma tarihini sorması, bir cenazeyi ya da anmayı izlemesi, saha görüntüsü alması sonradan 'örgütsel faaliyet' olarak yorumlanabilecekse, basın özgürlüğünün fiili kullanım alanı ortadan kalkar."
Dilekçede birincil talep olarak Gayıp'ın derhal tahliyesini; mahkemenin buna karşı çıkması halinde ise yurt dışına çıkış yasağı ve imza yükümlülüğü gibi adli kontrol tedbirleriyle serbest bırakılmasını talep edildi.
KISITLILIK KARARINA DA İTİRAZ
Aynı tarihte sunulan ikinci dilekçeyle, İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 13 Ocak 2026 tarihli kısıtlılık kararına da itiraz edildi. Bu karara göre avukatlar, iki ayı aşkın süredir dosya içeriğine tam olarak erişemiyor. Savunma, söz konusu kısıtlamanın "tüm dosya" kapsamında ve soyut gerekçelerle uygulanmasının ölçülülük ilkesini ihlal ettiğini ve Gayıp'ın etkin savunma hakkını fiilen kullanılamaz kıldığını ileri sürüyor.
Pınar Gayıp, hâkimlik sorgusunda tüm suçlamaları reddederek dosyada yer alan tüm faaliyetlerin mesleki rutin kapsamında olduğunu vurgulamıştı.
Kaynak:https://www.mlsaturkey.com/tr/pinar-gayipin-tutukluluguna-itiraz-edildi