
Gazetecilerin sosyal medya hesapları gerekçesiz bir şekilde kapatılmaya devam ediliyor. 17 yıldır kullandığı X hesabının kapatıldığını ve kararın ne kendisine ne de avukatlarına tebliğ edildiğini dile getiren gazeteci Mahmut Bozarslan, "Sansür politikalarıyla istedikleri sonucu elde edemezler" dedi.
BİR HAFTADA DÖRT HESAP KAPATILDI
Basın özgürlüğünün her geçen gün daha da gerilediği Türkiye'de son bir hafta içinde gazeteci İsmail Arı tutuklanırken, iki gazetecinin ve iki haber ajansının sosyal medya hesabı erişime engellendi. Artan baskılar karşısında dayanışma çağrılarını yenileyen gazeteciler, erişim engellerine karşı hukuki yola başvuracak. Hesaplarına erişim engeli getirilen gazeteci Mahmut Bozarslan ve Arif Bulut bu sansüre itiraz ederken, gazeteci Medine Mamedoğlu ise yaptığı itirazın reddedilmesinin ardından verilen kapatma kararını Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) taşıdı.
Elde edilen verilere göre Ocak 2026'dan bu yana 49 gazeteci ve haber ajansının sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. Bu hesapların birçoğu sistematik olarak ve gerekçe gösterilmeksizin engellendi. Verilere yansımayanlarla birlikte bu sayının çok daha fazla olduğu belirtilirken, son bir hafta içinde iki haber ajansı ve iki gazetecinin sosyal medya hesabı kapatıldı.
BOZARSLAN: "SANSÜR ÇAĞDIŞI BİR YÖNTEMDİR"
17 yıldır kullandığı X hesabının hiçbir gerekçe gösterilmeden kapatıldığını aktaran gazeteci Mahmut Bozarslan, mahkeme kararının kendisine ulaşmasıyla birlikte gerekli itirazları yapacağını dile getirdi. Sansürün çağdışı bir yöntem olduğunu ve sansür politikasıyla hareket edenlerin istedikleri sonucu elde edemediklerini vurgulayan Bozarslan şunları söyledi:
"Gazeteciler sadece bu süreçte değil, her zaman hedef alınıyor. Bu, birilerinin bazı şeylerin duyulmasını istemediği sonucunu doğuruyor. Yazdıkları birilerinin hoşuna gitmiyor. Bu illa iktidardakiler değil; sıradan bir vatandaşın hoşuna gitmeyen bir şey de mahkemeler tarafından engellemeye gerekçe gösterilebiliyor."
"DİJİTAL SANSÜR GÜNDEMDEN DÜŞÜRÜLMEMELİ"
Uygulanan bu sansür ve baskılara karşı ne gazetecilerin ne de gazeteci örgütlerinin yeterli duyarlılığı göstermediğinin altını çizen Bozarslan, tepkilerin yalnızca olayın sıcaklığıyla sınırlı kaldığına dikkat çekti. Gazetecilerin yaşadığı sistematik sorunlar nedeniyle sansür meselesinin geri planda kaldığını belirten Bozarslan şunları söyledi:
"Gazeteci örgütlerinin bu konuda yeterince duyarlı olamamalarını çok iyi anlıyorum. Meslektaşlarımızın her gün tutuklandığı, baskı altına alındığı, engellendiği, kimi zaman hayatını ortaya koyduğu bir ortamda sosyal medya hesaplarının engellenmesini umursayan olmuyor. Gazeteci tutuklandığında ya da başka bir biçimde engellendiğinde de sansürle karşı karşıya kalıyor; üstelik özgürlüğünü yitirme pahasına. Elbette öncelik bu meslektaşlarımızın yaşadıkları olmalı. Örneğin İsmail Arı'nın ve Alican Uludağ'ın tutuklandığı, Kürt basın çalışanlarının gözaltına alındığı, onlarca yıl hapis tehdidiyle yüz yüze geldiği bir ortamda benim sosyal medya hesabımın erişim engelini konuşmam abes olur. Ama bu, hiç konuşmamak anlamına da gelmemeli. 'Dijital sansür' diyebileceğimiz sosyal medya engellemeleri de gündemden düşürülmemeli. Diğer sorunlar arasında fırsat buldukça bu konunun da gündeme getirilmesi gerekiyor. Hesabı kapatılan gazetecilerin yeni hesaplarının gazeteci örgütleri tarafından yaygınlaştırılması da bir destek yöntemi olabilir."
"SOSYAL MEDYA SON KALE"
Sansür uygulamalarının halkın haber alma hakkını da engellediğine değinen Bozarslan şöyle devam etti:
"Her şeyden önce halkın da buna karşı çıkması gerekiyor. Geleneksel medyanın durumu ortada; yüzde doksanı iktidara yakın bir medya yapısıyla karşı karşıyayız. Gazetelerin bile zaman zaman aynı manşetle çıktığı bu ortamda insanların farklı haberlere ulaşabileceği tek mecra sosyal medya kalıyor. Ülkenin ve dünyanın gündemi birçok kişi tarafından buradan takip ediliyor. Buralar da yasaklanırsa insanlar nereden haber alacak? Bu nedenle halkın da bu sansüre tepki göstermesi ve gazetecileri desteklemesi büyük önem taşıyor."
BULUT: "EN ÇOK KÜRT BASINI ETKİLENİYOR"
Sosyal medya hesabı iki kez erişime engellenen gazeteci Arif Bulut ise bu engellerden en çok Kürt basınının ve Kürt gazetecilerin etkilendiğini söyledi:
"Mezopotamya Ajansı, Yeni Yaşam Gazetesi ve JinNews gibi kurumların X hesaplarına erişmek çoğu zaman mümkün bile değil. Arama sonuçları erişim engelli hesaplarla dolu. Oysa gazeteciler için diğer medya kuruluşları aynı zamanda birer haber kaynağıdır. Ortaya çıkan tablo ciddi bir çelişkiyi de barındırıyor. Bir yanda Kürt meselesine ilişkin siyasi süreçler yürütülüyor, birçok tartışma gündemde. Diğer yanda ise bu sürecin en temel bilgi kaynakları olan ve adını saydığım medya organları sistematik biçimde engelleniyor."
Bu sansür politikasına karşı daha fazla dayanışma ve somut adımlar atılması çağrısında bulunan Arif Bulut şu değerlendirmeyi yaptı:
"Yıllardır gözaltı, tutuklama, darp, tehdit, ölüm ve sürgünle karşılaşan ve ısrarla haber üretmeye devam eden Kürt basını ve Kürt gazeteciler, şimdi de dijital baskı sarmalında halka ulaşmaya çalışıyor. Bu gazetecilik çabası ise Ankara ve İstanbul'dan ne yazık ki yeterince görülmüyor. Oradaki bir gazetenin hesabına erişim engeli getirildiğinde konu gündem oluyor; ama buradaki tablo o kadar yer bulamıyor. Bir gazeteci olarak şunu açıkça söylemek istiyorum: Kürt basın kuruluşlarını ve gazetecileri en çok da bölge üzerinden eksik ve yetersiz biçimde ele almaya çalışan o medya kuruluşları ile gazeteciler, bu kaynakları takip ediyordu. Şuna da eminim ki erişim engellerine karşı mücadeleyi ilk sürdüren Kürt basını ve gazetecilerin katkısıyla tüm ülke bu sorunun üstesinden gelebilir. Çünkü erişim engellerine karşı nasıl mücadele edileceğinin örneğini bu hat ortaya koydu. Bundan sonra da bu alanda erişim engelleri ve halkın haber alma hakkına dair ciddi tartışmaların yaşanacağı bir süreç bizi bekliyor."
MAMEDOĞLU DAVAYI ANAYASA MAHKEMESİ'NE TAŞIDI
Şubat ayında Instagram hesabı Türkiye'de erişime engellenen gazeteci Medine Mamedoğlu ise kararı Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı. Ankara 11. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından gerekçesiz biçimde alınan karara yapılan itiraz, Ankara 12. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından "Kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle reddedildi. Basın özgürlüğünün yok sayıldığını ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini vurgulayan Avukat Zilan Esen, verilen kararı Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı.