
2025 YILI RAPORUMUZU ÖZGÜR BASININ ÇINARI HÜSEYİN AYKOL'E ADIYORUZ
Gazetecilik mesleğiyle birlikte basın-yayın kurumlarına yönelik baskı ve yasakların yoğun bir şekilde yaşandığı 2025 yılı geride bıraktık. Barış ve demokratikleşmenin umut edildiği 2025 yılı Türkiye’sin de gazetecilere dönük hak ihlallerinde azalma yerine gözle görünür bir artış yaşandı. Özellikle sanal medya üzerindeki sansür, iktidarın sistematik baskısı haline geldi.
Derneğimizin kayıt altına aldığı 2025 yılı verilerine göre; Gözaltına alınan 127 gazeteciden 40’ı tutuklandı, 42'si kötü muameleye maruz kaldı, 22’si tehdit edildi , 48'i haber takibi yaparken, kolluk güçleri tarafından engellendi. 5 Ocak itibari ile cezaevlerinde 28 gazeteci tutuklu bulunuyor.
Türkiye’nin savaş politikalarından kaynaklı gazeteciler 2025 yılında da hedef alındı. 2024 yılının son ayından Türkiye'nin SİHA saldırısı sonucu Nazım Daştan ve Cihan Bilgin Kuzey ve Doğu Suriye'de katledildi. Yine Türkiye'nin 27 Ocak’ta Federe Kürdistan bölgesine yaptığı hava saldırısında gazeteci Aziz Köylüoğlu katledildi.
Ekolojik yıkıma karşı haberleriyle gündem yaratan Hakan Tosun, 10 Ekim’de Esenyurt’taki evine gittiği esnada uğradığı saldırı sonucu beyin kanaması geçirdi. Tosun, tüm müdahalelere rağmen 13 Ekim’de yaşamını yitirdi. Tosun’a yapılan saldırı aydınlatılmamış, halen cinayetin arkasındaki güçler korunuyor.
2025 yılında bizleri üzen bir diğer olay ise bir dönem gazetecilik yaptıktan sonra çalışmalarına danışman olarak devam eden Dilan Karaman’ın ölümü olmuştur. Karaman’ın şüpheli ölümü ilgili kurumlar tarafından kurulan inceleme komisyonu tarafından araştırılmakta, bizler de bu süreci kollektif mücadele bilinci ile izlemekteyiz.
2025 yılında bizleri derinden üzen olaylardan biri de özgür basın mücadelesine emek verenlerden biri olan Hüseyin Aykol, 14 Ekimde evinde geçirdiği beyin kanaması sonucu Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi kaldırılarak, 80 gündür yoğun bakım ünitesinde tedavisinin ardından 1 Ocak’ta yaşamını yitirdi. Hüseyin Hocamız, tüm yaşamı boyunca duruşu ve direnişiyle Özgür Basın emekçilerine yol gösterdi. Hüseyin Hocamız, yıllarca bu raporların hazırlamamızda büyük emeği oldu. Bizlerde 2025 yılı raporumuzu onun mücadelesine adıyoruz.
2025 yılında da gazetecilerin adliye mesaisi yoğun bir şekilde devam etti. Son bir yılda 113 gazeteciye yeni soruşturma açılırken, açılan soruşturmalardan 88’i davaya dönüştü. Gazetecilerin yargılandığı 259 dava dosyasında 57 gazeteciye toplamda 62 yıl 3 ay 29 gün ve 244 bin 900 TL para cezası verildi.
2025 yılının öne çıkan verilerden biri de sansür oldu. Sansür politikasını bir rejimi haline getiren iktidara, X ve İnstagram gibi sanal medya şirketleri de sansüre boyun eğerek, bu suça ortak oldu. 2025 yılında 113 internet sitesine erişim engeli getirilirken, 464 haber URL’sine ve 5418 sanal medya içeriğine ve kullanıcıya erişim engeli getirildi.
Sansürün bir diğer adı RTÜK ise; 17 program hakkında durdurma kararı, 71 kez farklı kanallara idari para cezası ve 5 kanala 35 gün yayın durdurma kararı verdi.
AKP iktidarın baskı rejimi haline getirdiği bir diğer politika da kayyımlar oldu. Yaşamın her alanına kayyım rejimini taşıyan iktidar son olarak medya kuruluşlarına da hukuksuz yollarla kayyım atadı. Ciner Grubuna ve TELE 1’e kayyım atayan iktidar, bu kanallarda emek harcayan yüzlerce basın emekçisini işsiz bıraktı. İktidarın yoksulluk ve kayyım politikaları yüzünden 294 basın emekçisinin işine son verilirken, 158’inin de ekonomik ve sosyal hakları gasp edildi.
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği olarak, PKK Kurucu Lideri Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısı ile başlayan süreci destekliyor ve sahipleniyoruz. Sürecin başarıya ulaşabilmesi için üzerimize düşen sorumluluğunun farkındayız. Sorumluluğumuz; özellikle ana akım medyada hakim olan savaş dili yerine barış dilini oluşturmaktır. Barış gazeteciliği dilini oluşturdukça sürece itekleyici bir ivme de kazandıracağımıza inanıyoruz. Bu süreç geliştikçe ve hukuksal adımlar atıldıkça basın, düşence ve ifade özgürlüğü alanında zirve yapan hak ihlallerinde ciddi düşüş yaşanacağına inanıyoruz. Bu nedenle yıllık raporumuz vesilesi ile taleplerimizi bir kez daha yineliyoruz;
Taleplerimiz;
•Kürt sorunun çözümü için medyanın aktif rolünü oynayabilmesi için barış gazeteciliği önündeki engeller kaldırılmalı
•Kürt sorunun çözümü için medyanın aktif rolünü oynayabilmesi için çözümün muhataplarından biri olan Abdullah Öcalan ile görüşmenin önü açılmalıdır. Gazeteciler; Abdullah Öcalan ile röportaj yapabilmeli.
•Benzer şekilde çözümün diğer tarafı olan kendini fesih eden PKK liderleri ile süreç ile ilgili röportajların önü açılmalı, bu röportajlara açılabilecek soruşturmaların önü kesilmelidir.
•Demokratikleşmenin turnosol kağıdı olan basın üzerindeki baskılar kaldırılmalı, sansür politikalarından vazgeçilmelidir
•X sansürü başta olmak üzere medya kuruluşları üzerindeki her türlü sansürden vazgeçilmelidir
•Kapatılan tüm siteler ve sanal medya hesaplar derhal açılmalıdır.
•RTÜK’ün yapısı demokratikleşmelidir. RTÜK, muhalif kanalları cezalandıran bir organ halinden çıkarılmalıdır
•Bilgi Telekominasyon Kurumu demokratikleşmeli, BTK, muhalif medya kuruluşlarını cezalandıran bir organ halinden çıkarılmalıdır
•Sanal medya hesaplarının Asliye Ceza Mahkemelerinin yargılanma yapmadan yasaklanmasının önüne geçmelidir. Bu keyfiyetçi yaklaşım hukuka da aykırıdır
•Gazetecilik faaliyetlerinden yargılanan tüm gazetecilerin soruşturmaları derhal düşürülmeli, tutuklu gazeteciler serbest bırakılmalıdır
•Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle haklarında yurtdışına çıkma yasağı gibi adli kontrol yasakları olan gazetecilerin adli kontrol yasaklarının kaldırılması gerekir. Bu yasaklar, gazetecilerin mesleklerini icra etmelerine engel teşkil etmektedir