
Geride bıraktığımız Haziran ayında gazeteciler, ifade ve basın özgürlüğünü hedef alan çok yönlü hak ihlalleriyle karşı karşıya kaldı. Ay boyunca gazeteciler; gözaltı, tutuklama, soruşturma ve yargılamaların yanı sıra fiziksel saldırılar, tehditler, haber takibinin engellenmesi ve mesleki faaliyetlerine yönelik çeşitli müdahalelere maruz bırakıldı. Basın ve medya kuruluşları ise idari yaptırımlar, RTÜK tarafından verilen cezalar ve dijital sansür uygulamalarıyla baskı altına alındı. Tüm bu ihlaller, Haziran ayında da gazetecilik faaliyetlerinin sistematik biçimde sınırlandırılmaya devam ettiğini ve basın özgürlüğü üzerindeki baskının sürdüğünü ortaya koydu.
Haziran ayında en az 10 gazeteci gözaltına alınırken, 4 gazeteci tutuklandı. Ay içerisinde yaşanan tutuklamalar, gazetecilik faaliyetlerinin ve ifade özgürlüğünün yargısal süreçler aracılığıyla baskı altına alınmaya devam ettiğini bir kez daha gösterdi. LGBTİ+ alanında yaptığı çalışmalarla tanınan KAOS GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar, evine düzenlenen polis baskınının ardından gözaltına alınarak tutuklandı. Evrensel muhabiri Doğa Başkan ise, sehven yayımlanan ve kısa süre içinde yayından kaldırılan bir haber nedeniyle ifade vermek üzere gittiği adliyede tutuklandı.
Haziran ayı, Türkiye'de siyasal ve toplumsal gelişmelerin yoğun yaşandığı bir dönem oldu. Gezi Direnişi'nin yıldönümü etkinlikleri, CHP'ye ilişkin siyasi tartışmalar ve açlık grevindeki öğretmenlerin eylemleri ay boyunca öne çıkan gündem başlıkları arasında yer aldı. Bu gelişmeleri kamuoyuna aktarmak amacıyla görev yapan gazeteciler ise haber takibi sırasında sözlü ve fiziksel saldırılara, gözaltılara ve hedef göstermelere maruz kaldı.
Gezi Direnişi sırasında yaşamını yitiren Ethem Sarısülük'ü anmak amacıyla bir araya gelen demokratik kitle örgütlerine yönelik polis müdahalesi sırasında Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Sema Bingöl de darbedilerek gözaltına alındı. Bingöl, daha sonra ailesiyle birlikte Akit ve Ensonhaber tarafından hedef gösterildi. Söz konusu yayınlarda Bingöl'ün 2026 yılı içerisinde takip ettiği 15 eylem ve etkinlik, gazetecilik faaliyetleri olmasına rağmen "suç kaydı" olarak sunuldu. Bu durum, Türkiye’de gazeteciliğin, kirli özel savaş odaklar tarafından kriminalize edildiğini bir kez daha gösterdi.
Ay boyunca 1 gazeteci fiziksel saldırıya uğrarken, 2 basın-yayın kuruluşu saldırının hedefi oldu. En az 3 gazeteci çeşitli yayınlar ve açıklamalar yoluyla hedef gösterildi. Bunun yanı sıra 1 gazeteci tehdit edilirken, 4 gazetecinin haber takibi güvenlik güçleri tarafından engellendi.
Yargı mekanizması da gazeteciler üzerindeki baskının önemli araçlarından biri olmaya devam etti. Ay boyunca 9 gazeteci hakkında soruşturma, 2 gazeteci hakkında ise dava açıldı. Yargılamalar sonucunda 2 gazeteciye toplam 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Haziran ayı sonu itibarıyla 22 ayrı dosyada 36 gazetecinin yargılanması devam ederken, 3 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla Türkiye cezaevlerinde en az 28 gazeteci tutuklu bulunuyor.
Gazetecilerin ekonomik ve mesleki haklarına yönelik ihlaller de sürdü. Haziran ayında 1 gazeteci işinden çıkarıldı, 1 gazetecinin basın kartı iptal edildi ve 19 gazeteci akreditasyon engeliyle karşı karşıya bırakıldı. Bu uygulamalar, gazetecilerin mesleklerini özgürce icra etmelerinin önünde ciddi engeller oluşturmaya devam etti.
Basın ve medya kuruluşlarına yönelik idari yaptırımlar da hız kesmedi. RTÜK tarafından 9 ayrı yayın hakkında yaptırım kararı verildi. Bu kapsamda 7 yayın kuruluşuna para cezası uygulanırken, 2 yayın kuruluşu hakkında idari yaptırım kararı alındı.
Dijital alandaki sansür uygulamaları ise Haziran ayında da yoğun şekilde sürdü. 20 internet sitesi erişime engellendi veya kapatıldı, 43 haber içeriğine erişim engeli getirildi ve 126 sosyal medya paylaşımı hakkında erişim engeli kararı verildi. Böylece yalnızca gazetecilerin çalışma hakkı değil, toplumun haber alma ve bilgiye erişim hakkı da ciddi biçimde ihlal edildi.
Haziran 2026 verileri, gazetecilere yönelik baskının yalnızca gözaltı ve tutuklamalarla sınırlı kalmadığını; yargı süreçleri, ekonomik yaptırımlar, sansür uygulamaları ve dijital erişim engelleriyle çok boyutlu bir şekilde sürdürüldüğünü ortaya koymaktadır. Ortaya çıkan tablo, basın ve ifade özgürlüğü alanındaki gerilemenin devam ettiğini ve gazetecilik faaliyetlerinin sistematik biçimde baskı altına alınmaya çalışıldığını göstermektedir.
Haziran ayında basın camiası önemli bir kayıp da yaşadı. Yaklaşık yedi yıldır kanser tedavisi gören gazeteci Bayram Balcı, 22 Haziran'da yaşamını yitirdi. Yaşamının 35 yılını özgür basın mücadelesine adayan Balcı, basın ve ifade özgürlüğü için yürütülen birçok eylem ve etkinlikte yer aldı; mesleki faaliyetleri nedeniyle defalarca gözaltına alındı ve tehditlere maruz kaldı. Gazetecilik ilkelerinden taviz vermeden sürdürdüğü mücadelesiyle hafızalarda yer edinen Bayram Balcı'yı saygı ve özlemle anıyoruz.